Muhterem Gökbayrak Okuyucuları: Doğu Türkistanın haklı davası ile ciddi manada bir yakınlıkları olmayan bazı kişi ve kuruluşların son zamanlarda adeta dayatırcasına Doğu Türkistan’a Çinliler tarafından …………… verilmesini ileri süren ve Çin Anayasasında yer alan özerlikle ilgili maddelere işletim kazandırılmasını içeren görüş ve beyanlarına, gerçek Doğu Türkistan dostları ve kayıtsız şartsız istiklal isteyen vatanseverlerin tepkileri sürüyor. Bizlerde Kayseri Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği olarak bu konudaki hassasiyetimizi değişik platfomlarda dile getirmiş bulunmaktayız.

Bu mevzu ile ilgili olarak 1955 yılında Çin’in Doğu Türkistan’a sözde verdiği özerklik statüsünün tam bir aldatmaca olduğunu dünyaya duyurmak maksadı ile Merhum Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin’in birlikte kaleme almış oldukları "DOĞU TÜRKİSTAN KIZIL MUHTARİYETİ REDDEDER" başlıklı açık mektubunu son günlerde ortalarda dolaşan beyhude beyanların yanlış olduğunu isbat gerekçesi ile aynen yayınlıyoruz.
 
DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ KOMÜNİSTLERİN İLAN ETTİKLERİ MUHTARİYETİ RED EDİYOR.
(MUHTARİYETİN MAHİYETİ)
Komünist Çin hükümeti, Doğu Türkistan'a muhtariyet verdiğini ilan etmiştir. Pekin radyosu ile yayınlanan bu ilanın metni şudur: "Çin hükümeti Sinkiang eyaletine bugüne kadar imtiyazlı bir eyalet hükümeti nizamını tatbik etmekte idi ve bu ise eyalet dahili bir muhtariyete götürecek bir nizam idi. Sinkiang Eylül ayından itibaren dahili muhtariyet vasfına haiz bir eyalet haline getirilmiştir. Bu kararı Sinkiang eyalet parlamentosu almış ve bütün Çin'in en yüksek idare heyeti olan devlet meclisi tarafından tasvip edilmiştir." Bu ilan münasebetiyle Doğu Türkistan'ın merkezi olan Urumçi'de tertip edilen toplantıda söz alan bir hatip şöyle demiştir: "Ulu önderimiz Mao-Tse-Tung'un sonsuz iltifatı ve büyük dostumuz Sovyetler'in planı mucibince ülkemiz Sinkiang dahili muhtariyet derecesine yükselmiştir"

Bu ilandan hemen sonra Formosa'daki Milliyetçi Çin makamları kendi siyasi görüşlerini açıklayarak şu beyanatta bulunmuşlardır; "Sinkiang eyaletine komünist Çin tarafından muhtariyet verilmesi Rusların Çin üzerindeki istila siyasetini gerçekleştirmeye doğru yeni bir adımdır. Komünistler çok geçmeden Mançurya'ya muhtariyet verecekler ve bu suretle Rus istilasının kolaylaşması için bir adım daha atacaklardır."

Komünist dünyasının matbuat ve radyoları, güya Doğu Türkistan halkının uzun yıllardan beri elde etmek için yüz binlerce canlarını kurban verdikleri hürriyete kavuşmuş olduğunu mahut komünist propaganda diliyle haykırmağa başlamış bulunmaktadır. Hür dünya matbuatı ise Milliyetçi Çin makamlarının verdikleri beyanata uygun bir şekilde neşriyatta bulunmaktadır. Mesela: New York Herald Tribüne gazetesinin bu mevzuda neşretmiş olduğu uzun bir makalesinde ezcümle şunları yazmıştır:" Çin üzerinde Rus kontrolünün zayıflayacağına dair Batının ümitleri Uzak Doğudan gelmekte olan havadisler ile suya düşmektedir. Doğu Türkistan'a Kızıl Çin'in muhtariyet, vermesi ve Çin'in sanai ve iktisadi merkezi olan Mançurya'da gittikçe artmakta olan Rus tesiri bu konudaki önemli inkişaflardandır. Bu ise Sovyet fabrikalarından gelen jet uçakları, uçaksavar toplar ve diğer askeri malzemelerin Kızıl Çin'e nelere mal olduğunu göstermektedir." Makalenin sonuna doğru şöyle bir yorum vardır." Doğu Türkistan'a verilen muhtariyet, doğrusunu söylersek Doğu Türkistan'ın büsbütün Sovyet boyunduruğu altına alınması ve aynı zamanda da Mao'un hakimiyet iddiasını sözde kabul etmek demektir. Sovyetler Dış Moğolistan'da da aynı siyaseti takıp etmişlerdi. Nazari olarak müstakil olan Dış Moğolistan bugün tam manasiyle Kremlin boyunduruğu altındadır. Doğu Türkistan'ın kahir ekseriyetini Müslümanlar teşkil etmektedir. Bunlar kızıl Çin ve yardımcısı Rus ordularına karşı 1951in sonuna kadar çetin savaşlar yapmaktaydılar. 

İşaret ettiğimiz bu konudaki yorumlardan komünist yorumlarının bir hakikati ifade etmekten tamamıyla uzak olan komünist yalan propagandalarından başka bir şey olmadığı herkesçe aşikardır. Binaenaleyh ona karşı bir şey yazmakta kendimizi meşgul etmeğe değmez. Fakat şurasını belirtmek lazımdır ki bu mevzudaki Kızıl Çin ve kızıl Rus yayınlarında sinsi bir mücadele göze çarpmaktadır. Şöyle ki kızıl Çin'in resmi ilanında olduğu gibi bütün yayınlarında Çin zihniyeti çerçevesi içinde bir muhtariyetten bahsedilmektedir. Yani kızıl Çin, Doğu Türkistan'ın yine bir Çın eyaleti vasfını muhafaza etmekte ve Rusların esaretinde olan milletler içinde söz tanınmış olan "Milli muhariyet" vasfını Doğu Türkistan için kabul etmekten ciddiyetle kaçınmaktadır ve dahili muhtariyetli bir Çin eyaleti demektedir. Diğer taraftan kızıl Çin, yerli ahalinin kullandıkları milli ad olan "Doğu Türistan" adını veyahut Rusların bu melmeketen kalkmak istemelir "Uyguristan" adını kabul etmeyerek Çinlilerin burasının bir Çin eyaleti olduğunu iddasını yürütmek maksadiyle takmış oldukları "Sinkianğ" adını kullanmakta ısrar etmektedir.

Sovyet Rus yanlıları ise bu muhtariyetin Rus esareti altında bulunan gayri Rus milletler için sözde tanınması olan milli cumhuriyet dereceleri ile aynı seviyede bir siyasi mevi olduğunu tebarüz ettirmektedirler. Memleketin adına gelince Taşkent ve Almata Ata radyoları Sinkiang adını tamamiyle terk ederek Uyguristan adını takmış bulunmaktadırlar.

Kızıl Çin ile Rus arasındaki bu ahenksizlik sadece bir görüş farkından ibaret olmayıp Doğu Türkistan'ı yutmak için 1871 'de başlamış olan Rus-Çin mücadelesinin devamından başka bir şey değildir. Bu mücadele iki devletin siyasi durumlarından vuku bulan değişiklere göre bazen açık ve bazen kapalı olarak cereyan etmiş ve bu iki devletin rejimlerinin değişmesine rağmen bu mücadele devam ede gelmiştir. Doğu Türkistan'ın komünist Çinin eline geçmesi önce Ruslara büyük bir ümit vermiştir, fakat Ruslar sonradan bu ümitlerinde yanılmış olduklarını anladılar ve milliyetçi Çin'den daha inatçı ve tehlikeli bir muhalefetle karşı karşıya olduklarının farkına vardılar. Bunun için Ruslar Doğu Türkistan hakkındaki planlanın bu inatçı peykinden gizlemeye ve Rus taraftarı grubunun lideri olan Ahmet Kasimi, Abdulkerim Abbasof İsak bey ve Delil Hanları öldürmek suretiyle kızıl Çini tatmin etmeye lüzum hissettiler. Fakat mücadele durmuş değildi, bilakis aşağıda görüleceği veçhile daha da şiddetlenmiş idi.

Komünist Çin ordusu Doğu Türkistan'a girer girmez memleketin her tarafında müthiş ayaklanmalar vuku buldu. Kızıl Çin ordusu bu ayaklanmalar karşısında müşkül bir duruma düştü. Rus ordusu yardım bahanesiyle motorize tümenlerini memlekete soktu bu ayaklanmalar kanlı çarpışmalarla bastırıldıktan sonra Rus tümenleri şimal vilayetlerinde ve Çin hududu üzerindeki Kumul vilayetinde ve diğer stratejik bölgelere yerleştirildi. Bununla da kalmayıp Ruslar "yerli beşinci kolordu" namı altında neferleri yerli Türkler'den ve subayları Ruslardan müteşekkil olan bir ordu kurarak bunları kızıl Çin ordusunun karşısına diktiler 14 Şubat 1950' de Moskova'da imzalan Rus-Kızıl Çin anlaşması mucibince Ruslar Doğu Türkistan'ın bütün petrol, uranyum ve kıymetli madenlerine el koydular. İli, Altay ve Ürümçi vilayetlerinde ve Taklamakan Çölünün içerisinde şehir büyüklüğünde atom fabrikaları ve laboratuarları inşa ettiler. Ruslar, Taklamakan çölünü atom bombasının tecrübeğahı haline getirdiler, bu çöl şimdi ikinci Nevada çölü vazifesini görmektedir.

Kızıl Çin, bu Rus faaliyetine karşı Çin’den Doğu Türkistan'a muhacir sevk etmeğe başladı. Bu hareket derhal Rus itirazlarıyla karşılaşınca kızıl Çin açıkça muhacir adıyla olmayıp Doğu Türkistan daki Çinli askerlerin aileleri ve savaşta ölenlerin aileleri adı altında çok az bir müddet içinde 500 000 kadar Çinli getirdi. Bundan başka Rusya ve Çindeki hububat kıtlığına çare görmek bahanesiyle 1953den beri "askeri ziraat birlikleri" adı altında 900.000den fazla Çinli getirdi ve bunlara silah dağıtarak bütün şehir ve köylerde ahalinin evlerinde yerleştirdi ve ahalinin arazisini de onlara verdi. Kızıl Çin böylece mevkiini takviye ettikten sonra Rusların kurmuş oldukları beşinci kolordunun yerli neferlerini dağıttı ve Doğu Türkistan da yayılmış olan Rus tabiiyetindeki ajan ve tahrikçilerin bir kısmını hudut dışı etti.

YENİ BİR TAKTİK

Rus ile onun peyki Çin’in mücadelesi böylece sürüp giderken şimdi bu mücadelenin yeni bir safhaya intikal ettiğini görüyoruz ve bu da Doğu Türkistan için ne mahiyette olursa olsun bir muhtariyet ilan etmekten ibarettir. Bunu Rus planının galebe çalmasiyle tefsir edebiliriz. Çünkü evvelki mücadele tarzı Ruslara karşı büyük bir engel ortaya çıkarmıştır. Bu durum karşısında Ruslar taktik değiştirmek ihtiyacını duymuştur ve komünist rejiminin milli meselelerin halli ismini vermek suretiyle kukla milli teşekküller yaratmak prensibini yerine getirmeğe kızıl Çin’i kandırmıştır ve Doğu Türkistan’ın muhtariyetini ilan ettirmiştir. Bu taktik sayesinde Rusların hiç şüphesiz ki şu planı göz önünde tuttukları muhakkaktır. Doğu Türkistan’ın dahili idare işlerini Çinlilerin ellerinden alarak Rusya’da yetiştirilmiş olan Doğu Türkistanlı gençlerin ve Batı Türkistan'dan! gizlice Doğu Türkistan a sokmuş oldukları Rus adamlarının ellerine vermek ve bu yol ile Doğu Türkistan’ı Batı Türkistan’daki Sovyet Cumhuriyetlerinin biri haline getirmek. Ürümçi de konuşan sözcü de bu Rus planından bahsetmeyi unutmamıştır.

Fakat yukarıda belirttiğimiz veçhile Kızıl Çin bu Rus planının tatbikine mani olmak için elinden gelen bütün tedbirleri almış gibi görünüyor. Demek oluyor ki bu iki devlet, stratejik ve iktisadı bakımdan son derece ehemmiyetli olan bu memleket yüzünden, ideoloji birliği ve hakimlik ve peyklik ve saire münasebetlerini unutarak mücadele etmektedirler ve bir parça yağlı et yüzünden dalaşmakta olan iki aç köpekten hiç bir farkları yoktur. Bunlardan biri veyahut her ikisi ölünceye kadar dalaşacaklardır. Gasıplar dalaşa dursunlar, memleketin hakiki sahibi olan sekiz milyon Türk'ün sözünü dinlemek daha faydalı olacaktır.

DOĞU TÜRKİSTANIN HAKİKİ SAHİPLERİNİN SÖZÜ
Doğu Türkistan bir Türk memleketidir. Çünkü o memlekette yaşayan halkın %97 sini Türkler teşkil etmektedirler ve tarihin başlangıcından beri onlar bu memleketin hakiki sahibidirler.

Doğu Türkistan Türkleri, tarih boyunca hürriyet yolunda canla ve başla mücadele etmekten hiç bir zaman çekinmemişler ve bu mücadeleleri sayesinde sayıca ve kuvvetçe kendilerinden çok üstün olan düşmanlarına karşı koyabilmişler ve tarihi çağlarının yüzde sekseninde hür ve müstakil halde yaşayabilmişlerdir. Büyük kuvvetleriyle saldıran düşmanların bu milletin hürriyetini gasp etmiş oldukları zamanlarda bu millet, çetin mücadeleye devam etmiş ve hürriyetini yeniden elde etmiştir ve bu mukaddes gaye yolunda yüz binlerce canlarını seve, seve kurban eylemiştir.

1759 da vuku bulan Çin istilasından beri bugüne kadar Doğu Türkistan Türkleri bu istilaya karşı 46 defa silaha sarılmışlardır ve üç defasında istiklallerini elde etmişler, bir defasında 17 yıl, bir defasında iki yıl ve bir defasında üç yıl müstakil yaşamışlardır. Yani bu 195 yılın her dört yılına mukabil bir kanlı savaş tarihimizde kaydedilmiştir.

1931 den buyana cereyan eden kanlı hadiseler Doğu Türkistanlıların kurtuluş savaşlarının en kanlı ve en feci safhalarını teşkil etmektedir. Çünkü bu devre de Doğu Türkistanlıların karşısında yalnız Çin olmayıp, Kızıl Ruslar da bütün kasveti ve zulümleriyle bu hürriyet aşıkı milletin karşısına dikilmektedirler. Bu devre içinde Doğu Türkistan Türkleri bir kaç defa Çin kuvvetlerini yenmiştir. Fakat Ruslar bu memleketin hürriyet ve istiklalinin kendi siyasi ihtiraslarına engel olmasından ve Rus istilası altındaki Türk topluluklarının hürriyet mücadelelerine kuvvet vermesinden korktukları için Çin kuvvetlerine yardım perdesi altında uçaklariyle ve motorize tümenleriyle bu millete saldırdılar ve yüz binlerce ahaliyi kırdılar. Doğu Türkistan milleti hala kurtuluş mücadelesine devam etmektedir ve edecektir. Tam manasiyle hür ve müstakil oluncaya kadar mümkün olan her vasıtaya başvurarak çarpışacaktır.
 
Doğu Türkistan Türklerinin binlerce sahifeyi dolduran hürriyet mücadelelerini bu bir kaç satırın içine sıkıştırarak sayın okuyuculara arz etmiş bulunuyoruz. Böyle bir hürriyet idealine candan sarılmış olan bir millet, Kızıl Rus ve Kızıl Çin gibi amansız düşmanlarının yalandan sırf propaganda maksadiyle verdikleri bu kuklalık payesini katiyen kabul etmeyecektir ve hiç bir siyasi değişiklik gösterisine hiç bir zaman aldanmayacaktır. Çünkü ne şekilde olursa olsun kızıl Çin ve kızıl Rus tahakkümünün altında olmanın iç yüzünün ve akibetinin ne olduğunu Doğu Türkistan milleti çok iyi bilmektedir.

Doğu Türkistan milletinin yegane gayesinin tam manasiyle hürriyet ve istiklal olduğunu ve kızıl Rus ile onun peyki kızıl Çin’in kendi aralarındaki siyasi tartışmanın yeni bir manzarası olan sözde muhtariyet ilanının bu memleketin hakiki sahipleri olan halkı katiyen ilgilendirmediğini sekiz milyon Türk ahalinin namına hür dünya milletine saygılarımızla ilan ve arz ederiz.

1 Kasım 1955

  • 774 defa okundu.