Gökbayrak
 
Bu sayımızdan itibaren Doğu Türkistanlılar da son yıllarda unutulmaya yüz tutan "Cihad" konusuna değinmeye çalışacağız. İlk olarak cihadın tanımı ve çeşitleri konularını ele alacağız. Cihad, hemen herkesin bildiği gibi Allah (C.C) yolunda mücedale etmektir. Cihad, insanlığın var oluşundan beri süre gelmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Cihad, içinde bulunulan zaman ve şartlara göre değişkenlik arz eden geniş kapsamlı bir kavramdır. Cihad, küçük ve büyük cihad olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Büyük cihad, insanın kalbi ve ruhi hayatıyla insanlığa yükselmesi amelesidir. Böyle bir cihad, insanın nefsiyle yaka paça olması, hayat boyu onunla mücadele etmesi, yerken, içerken, gezerken, hayatın hemen her faslında Rabbin rızası, dışındaki isteklere baş kaldırması demektir. Küçük cihad, insanın, malı ve canı ile Allah yolunda olması, mukaddeslerini koruması ve gerektiğinde düşmanlarıyla yaka paça olmasıdır. 

Aslında bu, bir hakikatin iki yüzünden ibarettir. (Hür dünyada yaşayan Doğu Türkistanlılar öncelikle büyük cihad olan nefisi eriyle cihad etmelidir. Yıllardır bu davanın çektiği sıkıntı insanlarımızın nefisleriyle mücadelelerin de başarılı olamaması ve davalarını unutmalarıdır.) Cihad, gün olur, mal-mülk her şey feda edilerek bu vazife yerine getirilir. Gün olur yollar bir can pazarına ulaşır ve can alınırverilir. Bu açıdan bakarsak cihad, sadece meydanlarda düşmanla çarpışmak şeklinde anlamak yanlıştır. Bu anlayış cihadın anlamını daraltır. (Doğu Türkistan Davası'nda günün şartlan cihadı, mal ve mülkle kısacası maddi bakımda yapmak mecburiyetimiz vardır. Doğu Türkistan Davası'nı dünyaya tanıtmak ve yaşanan zulümleri anlatmak için maddi ve manevi olarak bütün Doğu Türkistanlıların cihad etmeleri gereklidir. Ancak, günümüzde görülüyor ki ( Birkaç kişi hariç) dünya malı bakımından zengin olanlar, ahiretini pek düşünmüyorlar.

Doğu Türkistanlılar, 35 milyon Müslüman Türk'ün çektiği zulüm, eziyetlerin ve milyonlarca şehitin hesabını vermeden Cennet'e gireceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. Doğu Türkistanlı olarak bizlerin kazandığı her kuruşta Doğu Türkistan'da yaşayan kardeşlerimizin hakkı vardır. Kazandığı paralardan Allah rızası ve Doğu Türkistan Davası için bir kısmını ayırmayanlar bu konudan sorumlu tutulacaklardır. Doğu Türkistan Davası'nın yıllardır ilerleyemeyişinin altında hür dünyada yaşayan Doğu Türkistanlıların bu davayı dert edinmemesi yatmaktadır. Hür dünyadaki Doğu Türkistanlılar'ın büyük bir çoğunluğunun hayatlarının gayesi para kazanmak ve rahat yaşamaktan ileri gidememektedir. Bu insanların içinde cihad duygusu ölmüş, sadece gösteriş ve riya için bir şeyler yapmaya çalışır gözükmektedirler. Milyarlarla oynayan Doğu Türkistanlılardan hangisi bu dava için servetlerinin bir kısmını ayırmış ve en azından bu davayı yapanlara verebilmiştir? Bu insanlar, bir kaç sempozyum ve kurultayda hava atmaktan öteye bu davaya bir yardımları yoktur. Çocuklarını özel okullarda okutan ( Bu çocukların çoğu Doğu Türkistan Davası'ndan habersiz çocuklardır) ve hatta çocuklarının sırf eğlence parası için milyarlarca lira harcayan birçok Doğu Türkistanlı bulunmaktadır. Ancak, Allah (C.C.) bunun hesabını onlardan bir gün soracaktır. Hiçbir mazeretleri olmadığı halde cihaddan geri duranlarla, durmadan cihad eden ve ömrünü bu uğurda tüketen insanlar arasında, başka amellerle kapatılması mümkün olmayan büyük derece farkları vardır.) Cenab-ı Hak mübarek kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bu konuyu şöyle anlatmaktadır:" Müminlerin geçerli bir özrü olanlar dışında, oturanlar ile malları ve canlarıyla cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenlerin derecelerini oturanlardan üstün kıldı" ( Nisa Suresi 4/95) Doğu Türkistan Davası'nda sırf Allah rızasını gözeterek mücadele verenlerle, yan gelip yatan çoluğu çocuğu ve eğlencesi için para kazanan, Doğu Türkistan'da yaşayan 35 milyon insanı hiç düşünmeyen veya sadece şan ve şöhret için bu işi yapanlar arasında bir fark olsa gerek.

  • 602 defa okundu.