Emperyalist Çin yönetiminin Doğu Türkistan'da yapmakta olduğu nükleer denemeler, Türk'lere uygulanan mecburi doğum kontrolleri, Eğitimi engelleme faaliyetleri ve kısacası 35 milyon Müslüman Doğu Türkistan halkını asimilasyona uğratma girişimleri ve Hür dünyanın gözleri önünde tam bir jenosit hareketinin sürdüğü Doğu Türkistan’daki son durumlar hakkında sayın M.Necati ÖZFATURA Beyefendinin tespit ve araştırmalarını içeren 19 mart 1992 tarihli makalesini siz değerli okuyucularımıza aynen aktarmakta fayda mülahaza etmekteyiz. Muhterem yazarımıza Doğu Türkistan konusunda göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı teşekkürlerimizi arz ederiz.

M. Necati Özfatura
 
Hiç şüphe yok ki, bir milleti imha etmenin en kestirme ve en tesirli (tahripkâr ) silahı, dini ve dili çeşitli yollarla tahrip etmekten geçer. Doğu Türkistan'da İslamiyeti öğrenmek ve dinin gereğini yerine getirmek yasaktır. Bu yasağa uymayanların cezası ölümdür. Nadiren de olsa ağır hapistir. Tarih boyunca dünyada hiçbir ülke Çinliler kadar soykırımda aşırı gitmemişlerdir. Çin işkenceleri gibi, Çin'in başka milletleri asimile politikası da akıl almaz ölçü ve hileli metotları ihtiva eder. Son yıllarda doğum kontrolü, eğitim, karışık evlenme ve Türkçeyi unutturma metotlarıyla 30 milyona yaklaşan Doğu Türkistanlı Türk üzerinde vahim ölçülerde tahribat meydana getirilmiştir.

Çinli'ler 1988 yılından itibaren sözde "Doğu Türkistan Türklerinin kültür seviyesini yükseltmek " projesi adı altında Türk dili üzerinde korkunç tahribata sebep olmuşlardır. Türkçe eğitim yapan okullarda 5. sınıftan itibaren bütün dersler Çincedir. Buna sebep olarak da yüksek okullarda eğitimin yüzde 75 inin Çince olmasını, yüksek okullara kaydolmak isteyen Türk talebelerinin Çincesinin yeterli olmadığını, dolayısıyla giriş imtihanlarında başarılı olamadıklarını göstermektedir. Çinliler, Doğu Türkistan'daki Çince eğitim yapan okulları, Türk lehçelerinde eğitim yapan okullardan çok daha cazip hale getirmişlerdir. Çince eğitim yapan okullarda yabancı dil olarak İngilizce, Japonca ve Rusça okutulduğu halde Türkçe eğitim yapan okullarda yabancı dil eğitimi yasaklanmıştır. Ayrıca Türkçe eğitim yapan okullarda ikmale kalan öğrenci derhal okuldan atıldığı halde, Çince eğitim yapan okullarda ikmale kalınan ders verilinceye kadar öğrencilik devam etmektedir. Doğu Türkistan'da Çince eğitim yapan okullarda çeşitli konular için Laboratuvarlar, spor tesisleri yardımcı ders malzemeleri ve kütüphane olduğu halde, Türkçe eğitim yapan okullarda kışın ısınacak soba bile yoktur. Böylece, Doğu Türkistan Türklerinin dili tedrici olarak Çinleşmeye başlamıştır ve yüzlerce Türkçe kelime yerine Çincesinin kullanılmasını mecbur etmişler. "Merkez" yerine "Zhung" "Reis" yerine "Zhuşı", Yüksek okul" yerine "Daşo", "Dersane" yerine "Jiaosi" "Mahkeme" yerine "Faycien" , "Akansu" yerine "Zilayşuy" ve daha yüzlercesini kullanmayanlar cezalandırılmaktadır. Yüzlerce Türkçe kelimenin Çincesini kullanmaya mecbur ettikleri gibi yüzlerce cümleyide Çince söylemeye mecbur etmektedirler.

Doğu Türkistan'da bir Türk "Bir mevzu üzerinde çalışmak" diyemez. Bunu Çince (Jiaogong kıl) ve "Masrafları hesaplamak "tabirini (Baoşao kıl) şeklinde söylemek zorundadır. Aksi halde cezaya çarptırılır. Doğu Türkistan'a özel bir yer ve ağırlık vermek elbette sebepsiz değildir. Şu anda en büyük soykırıma uğrayan topluluklar Doğu Türkistan, Kosava, Batı Trakya ve Karabağ'dır. Çinliler asırlardır Doğu Türkistan Türklerini eritebilmek için eski bir Çin politikası olan Çinlilerle Türkler arasındaki evlenmeleri son yıllarda aşırı ölçüde ve bütün güçleriyle teşvik etmektedir. Çinli bir kızla evlenen Türk erkeğine 400 dolar para yardımı yapılmaktadır. Bu para Çin'de adeta bir servettir.

13.10.1988 tarihli "Fareign Broadcast Information Service (FBlS)'e göre ıssız köylerde çalışmakta olan Türk gençlerine Çinli bir kızla evlendikleri taktirde kendilerine şehirde iş verilmektedir. Köyde yaşayan Çinli'nin şehre iş için değil, gezmek için gitmesi bile gitmesi yasaktır. Çinli kızla evlenen Türk gencine şehirde iş temini yanında 1000 (bin) dolar hediye verilmektedir. Çinli bir kızla evlenen Türk gençlerinin doğan çocukları, Komünist Partisinin nezaretinde Çinli gibi yetiştirilmekte ve nüfus kayıtlarına Türk olarak değil "etnik Çinli" olarak geçirilmektedir.

13.10.1991 tarihli (FBIS) belgelerine göre. Doğu Türkistan Türkleri, Çinlilerle evlenen soydaşlarından nefret etmektedirler. Onlarla hiçbir şekilde sosyal münasebet kurmuyorlar Onları aralarına almıyorlar ve tecrit ediyorlar. Bu psikolojik baskılara dayanamayıp Çinli eşlerinden ayrılmak isteyen Türk erkekleri için Çinli yöneticiler ağır şartlar koymuşlardır. Boşanmak isteyen Türk, en az 2 bin dolar nafaka ödemek zorundadır Bunu ödeyecek kişi ise çok azdır. Bu yüzden intihar eden Türk erkeklerinin sayısı oldukça yüksektir. Bu intihar şeklide soykırımın ayrı bir metodudur.

11.05.1988 tarihli (FBIS) kayıtlarına göre 1984 yılına kadar Doğu Türkistan Türklerine karşı doğum kontrolü tatbik edilmiyordu. Bu tarihten sonra Çinliler, "Azınlık Milletlerin nüfus artışında devamlılık sağlayabilmek" mevcut ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırmak "ve "halkın kalitesini yükseltmek" gibi bahanelerle Doğu Türkistan Türklerine mecburi doğum kontrolü uygulamaya başladılar. Hâlbuki Doğu Türkistan 30 milyon şöyle dursun 300 milyonu rahat besleyecek verimli topraklara sahiptir. Çin hükümeti, Doğu Türkistan'da mecburi doğum kontrolü tatbik ederek, diğer yandan Çinli göçmenlerle Doğu Türkistan'ı doldurmaktadır. Varılmak istenen hedef, Doğu Türkistan’daki Türkleri eritmektir.

Sevgili okuyucularım "Dua, Müminin silahıdır." Hadis-i Şerifinin şuuru ile Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için, Çin'deki komünist rejimin yıkılması, Karabağ'da katliam yapan Ermenistan'ın yerle bir olması ve Balkanlar'da Müslümanlara zulmeden Sırpların helak olması ve Batı Trakya’da Türklere zulmeden Yunanistan'ın perişan olması için lütfen dua ediniz!

Türkiye Gazetesi 19.03.1992

  • 617 defa okundu.