Celalettin Batur

İnsan yaşamında evlenmenin ve aile müessesesinin muhakkak ki çok önemli bir yeri vardır. İşte bu önemi en iyi kavrayan ve yüzyıllar ötesinden günümüze kadar devam ettirilen Müslüman Türk'ler olmuşlardır.Her ülkenin ve milletin kendine özgü örf, adet gelenek ve görenekleri olduğu da bir gerçektir.

Örfünden, âdetinden, gelenek ve göreneklerinden uzaklaşan ve onları yok sayan insanlar topluluğu da millet olma vasfını yitiriyor demektir. Böylesi insanların dünyada savunacakları pek fazla bir şeyleri de kalmaz. Ben burada Doğu Türkistanlıların önem vermek, yaşatmak ve sürdürmek zorunda oldukları örf, adet, gelenek ve göreneklerinden olan düğün (Toy) dan bahsedeceğim. Doğu Türkistan'da da bölgelere göre bazı farklılıklar göze çarparsa da genel olarak bakıldığında adetler hep aynı şekildedir.

Kız isteme:

Yetişkin oğlu olan aile kendilerine uygun gördükleri bir ailenin kızını istemek için aracı olarak seçtikleri kişinin evinde bir yemekli misafirliğe giderler. Kız tarafı da davetli olarak oradadır. Kız ve erkek tarafı sanki tesadüfen oradalarmış gibi orada beraber olurlar daha sonra misafirliğin sona ermesinden sonra erkek de kızı görmüş olduğundan uygun olup olmadığını sorarlar. Erkekten olumlu cevap almaları halinde kızı resmen istemeye giderler. Kız evinde de erkekten de bahsederlerken "filan evde tesadüfen karşılaştığımız falancanın oğlu" diye söz edilir. ( Bundaki maksat, ola ki erkek, kızı uygun bulmadı bundan kızın haberi olmaz ve kızın ruhen çöküntüye uğraması önlenmiş olur) Kız tarafı aracıdaniçin zaman isterler, Bu zaman kendilerine tanınır. Bundan sonra kız tarafı bütün akrabalarını yemeğe davet eder ve burada kızlarının taliplisinin kimliğinden bahisle "kızımızı filancalar oğullarına istemektedir. Kız her ne kadar bizim kızımız ise de, kızımız üzerinde bizim kadar sizlerinde hakları var, ne dersiniz" derler. Bu amaçla verilen yemeğe "meslahat çayı" denilir. Buradan çıkacak kararla erkek tarafına haber verilir (karar olumlu olursa) bu sefer erkek tarafı maddi gücü nısbetinde ziynet, giyim eşyası, tokaç adı verilen yağ, süt ve yumurta ile yoğurulmuş hamurdan yapılan geleneksel Türkiye'mizdeki keteye benzer ekmekten bir tepsi dolusu, hatta gücü nisbetinde de, bir adet koç alınarak aileler, kendilerine yakın buldukları kişilerle kız evine giderler burada yenilir içilir ve böylece kesin karar verilmiş olunur buna "Söz Salma" denilir. Daha sonra yine müsait bir zaman içerisinde bir araya gelinip, düğün günü ve düğünün hangi program çerçevesinde yapılacağı kararlaştırılır.

Erkek tarafına düğüne yakın bir zamanda "Toyluk salma" dediğimiz gelin adayına gerekli olan ziynet, giyim eşyası vs. olmak üzere alınması için kız tarafı bir liste gönderir. (Anadolu’muz da bunu düzen düzme deniliyor) bu listeyi alan erkek tarafı liste eğer biraz ağır düşmüşse listedeki miktarın makul seviyeye çekilmesini isteyebilir. Son durum karşılıklı anlayış içinde tesbit edilir. Ve belirlenen günde gerekli alış verişler yapılır. Artık düğün hazırlıkları her iki tarafta da hummalı bir şekilde sürmektedir. Kız ve erkek tarafının akrabaları düğün sonuçlanana kadar düğün hizmetinin içindedir.

Düğün sabahı "Jigit Koldaşı" adı verilen Anadolu tabiri ile sağdıç damadı evinden arkadaşları ile beraber gidip alır ve gençlerin düğün süresince oturacakları daha önceden belirlenen eve götürür. Bu ev genellikle "Jigit koldaşının" evi olur. Başka evde olabilir. Gelin'i de arkadaşları kendi evinde hazırlarlar ve çeşitli eğlenceler, gelinin ve damadın bulundukları mekanlarda gün boyu devam eder. Misafirlere de Doğu Türkistan'ın havuçlu etli pilavı ve "Kavap" denilen Anadolu’muz daki kızartmaya benzer yemeği işinin ehli aşçılar tarafından pişirilir. Bunun yanında meyve v.s. de bulunmak üzere ikram edilir. Adet gereği pilav masrafı, erkek tarafına "Kavap" masrafı da kız tarafına aittir. Yemekler genellikle üçer kişi bir tepsiden olmak üzere yenilir Yemeğin sonunda sofra kalkmadan önce damadın annesinin önüne bir tepsi içerisinde tüm olarak haşlanmış koç kuyruğu gelinin annesi tarafından konulur, yine aynı şekilde bir koç kuyruğu da damadın annesi tarafından gelinin annesinin önüne getirilir. Bundaki amaç aradaki sevgi ve muhabbetin daim olması şeklindedir. Bunun adına "Kuyruk tatma "denir. Düğüne gelen misafirlerin eli boş gelmemesi adettendir. Herkes kumaş, kesme şeker veya tokaç v.s. beraberinde getirir ve düğün evinde yemekten sonra ev sahibine hediye eder.

Yemeğin sonunda gelinin çeyiz sandığı maharetli bir bayan tarafından açılır ve orada bulunan. Misafirlere sergilenir. Buna "sandık açma" denir. Bu arada dini nikâh kıyılması için damat gençlerin oturduğu evden yine "jiğit koldaşı" kolbaşı ve arkadaşları tarafından kalabalık bir şekilde alınıp hoca efendinin ve büyüklerin oturduğu eve götürülür. Gelinin en yakınlarından bir tanesi gelin kızdan vekâlet alır. Nikâh mahalline öyle gelir. Hoca efendi usule uygun nikâhı kıyar. Nikâh esnasında miri misli ve miri müeccel diye adlandırılan iki türlü nikâh şartnamesi ortaya koyar. Genellikle miri misli kabul görmektedir. Yani bu şartnameye göre kız tarafı boşanma söz konusu olursa diye 1 kilo altın veya daha fazlada olmak üzere damattan ödemek üzere söz vermesini ister. Orada bulunanlar tarafından bu miktar aşağı seviyelere çekilir ve karar verilen miktarda altını boşanma halinde kıza (hakkı miri) adı altında vermeyi taahhüt eder. Bundaki amaç bellidir. Boşanmayı zorlaştırmak. İşte İslam hukukunun güzelliklerinden bin kadın haklarını ta işin başında teminat altına almaktadır. Daha sonra dualar edilir ve bir porselen içerisinde çok miktarda tuzlu su içerisinde ıslatılan iki parça ekmeğin bir parçası damadın ağzına konur ve yedirilir. Diğer parçası da götürülüp geline yedirilir.

Akşam saatlerinde sıra gelini damadın evine götürmeye gelmiştir. Son derece güzel süslenmiş bir ata bindirilen gelinin atını kız tarafı ve erkek tarafından temsilciler dizginlerinden tutup maniler eşliğinde yola çıkarırlar. Erkek evinin önünde gençler eğlencelerine devam etmektedir. Yüzü kapalı olan gelin yine maniler eşliğinde attan indirilir ve halı üzerine oturtularak dört köşesinden tutulur ve öylece damadın evine girdirilir. Bu arada dışarıda dua edilir. Ertesi günü damat "Jıgıt koldaşı" ile birlikte gelinin anne-babasının evine teşekküre gider. Buna "Selama gitme" denir. Burada kız evi damadı boş göndermez ve bazı hediyeler sunulur Adet gereği 3 gün süre ile kız evi erkek evine yemek gönderir. Aradan geçen 3–5 gün sonunda gelinin kayın validesi kız tarafını ve kendilerine yakın bildiği aileleri evine yemeğe davet eder. Buna "yüz açku" denir. Buna mukabil kız tarafı da 3–5 gün sonrada erkek tarafını ve yakın akrabalarını yemeğe davet eder. Bunun adına da "çilatku" denir. Böylece artık karşılıklı gelip gitmelerin önü açılmış olmaktadır.

  • 803 defa okundu.