Gökbayrak

Büyük Cihangir İskender'in m.ö. 327de Doğu Türkistan'dan mağlup olup çekildiğini yukarıda yazdık. O devirden başlayıp Doğu Türkistan'ın Hun Hakanlığı'na katıldığı zamana kadar geçen 120 yıllık devri tarih sahasında en karanlıkta kalan bir devirdir. Bu devirde yazılmış hiçbir eser veya arkeolojik materyal bu güne kadar bize ulaşmadı fakat miladi 150.yıllarında yazılan ve ilim dünyasında ilk ilmi seviyeli coğrafya kitabı sayılan Batlamiyus coğrafyasında şu malumatı görürüz: " Garpde Ruvra (Volga)" nehri ve şark'ta büyükdeniz ile sınırlanan ülkelerin umumi adı İskitya'dır. İskitya, ülkesinin orta kısmında Aymavvus Dağları mevent olup, İskıtya'yı garp ve şark olmak üzere ikiye ayırır. Güneyde doğudan batıya uzanan Aymu yil Dağlan vardır, bu büyük memleketin Aymavvus'un batısındaki kısmı aşağıdaki memleketlere bölünür. Volga Nehn'nden doğuya doğru tahminen Altay'a kadar Asya Sarmatyası; güneyde Hazar Denizi, Hindistan Dağları ve Amuderya arasındaki memleket Baktiyana; Uksus (Amuderya) ve Yeksart (Seriderya) arasındaki ülke Soğudyana doğusundan Aymuvvus'a kadar uzanan ülke Sakarum (Saka Ülkesi) diye anılır. Aymavvus'un doğu¬sundaki ülkeler. İskitya Serıka diye adlandırılır. Batlavatnus'un verdiği bu malumat, görünüşte tabii coğrafi vaziyeti göstermektedir. Lakin, tarihçinin dikkatini celbeden yeri, Batlameus'un İskitya (İskit Ülkesi) diye anılan bu ülke için gösterdiği sınırların o çağdaki Hun Devleti sınırları ile aynı olduğudur. Çünkü bütün tarihçilerin ittifakı ile netleşen bir hakikat şudur ki: M Ö.İkinci asır ortalarında Hun Devleti'nın sınırları Batıda İdil (Volga) Nehri ve Hazar Denizi, güneyde Hindikuş, Pamir, Karakum, Karalık Dağ ( Kuenlun) Altın Dağ sıra dağları ve Siri Derya (Huvanhu), doğu da Kore ve Japon Denizi; kuzeyde Sibirya Yaylaları'ndan ibaret idi. Buna istinaden biz şu mütealayı yürütebiliriz. Büyük Hun hakanı Bahadır (Çince telaffuzu muta) ülkenin dört tarafını genişletildi. Batıdaki İskit Devleti'ni yıkıp Volga'ya kadar bütün İskit ülkelerini Hun Devletı'ne dahil etti. Batı ilim adamlarına göre bunu bir İskit Devleti'nin yıkılışını tanımadan bir İsket ailesinin daha da güçlü ve parlak halde ayak bastığı şeklinde görülmektedir. Herhalde İskit sözünün bu büyük sahada yerleşen Sarmat, Baktyan, Sogt, Saka ve Sarı Kumları'n müşterek Etnografık adı olduğu ve Batlameyus coğrafyasında Sarı Yurt diye adlandırılan İskitya Şerika'nın ahalisinden olan Hunlar'ın İskit camiasının bir kısmı olduğu anlaşılmaktadır.
Çin kaynaklarında Doğu Türkistan'a ait malumatın en eski olanı, MÖ. 138 – 115 yılları arasında Doğu Türkistan'a seyahat eden Tang-cien'ın verdiği haberler ile başlar Bundan önceki çağlara ait Çin kaynaklarına yazılan şeyler tamamen tahmin daha da doğrusu asılsız hurafe şeylerden ibaret olup, itibar etmeye layık şeyler değildir. Demek, Çin kaynaklarından alınacak malumatlar Hun Hanlığı'nın Türkistan'a hâkimiyetinin (9. yıldan başlar. Bu malumattan anlaşıldığına göre Hun devrinde Türkistan'da Hun Devleti'ne tabii devletlerin sayısı 30 dan fazla idi iki konuya Hun Devleti tarihi başlığı altındaki bölümde bahsedilecektir.) bundan şu neticeyi çıkarıyoruz ki, Türkistan'da birkaç asırdan beri feodallik (Yerli İdare) sistemi hüküm sürmekte idi. Bu yerli idare usulü ile parçalanmış hakle dağınık devletler birbirleri ile boğuşup eskiden olduğu gibi büyük devletlerin bayrağı altındaki birlik ve kuvvetten mahrum hale düşmüştür.
Velhasıl bu 120 yıllık devrenin umumi manzarası böyle idi.

  • 1113 defa okundu.