Doç. Dr. Kemal GÖDE
Süleyman Demirel Üniversitesi
Fen - Edebiyat Fakültesi Öğr. Üyesi
 
Eskiden ben Türk Yurdu olan Doğu Türkistan, doğuda Çin, Moğalıstan ve kısmen Tibet, batıda Türkistan, Kuzeyde Sibirya, güneyde Hindistan, Pakistan, kısmen Tibet ve Afganistan ile çevrili geniş bir Türk coğrafyasıdır.

Doğu Türkistan, etrafı dağlar ile çevrili yüksek bir yayladır, kuzeyinde Altay Dağları, güneyinde Himalaya, Karakum ve Karanlık Dağları vardır. Altay Dağları'ndan Büyük Altay, Doğu Türkistan'ı Sibirya'dan ayırmaktadır Bu sistemin orta kısmına Tiyan-şan denir. Tiyanşan'ın en yüksek yeri 73 15 metre ile Han Tanrı'dır. Tanrı Dağları, Doğu Türkistan'ı doğudan batıya ikiye bölmekte; kuzeydeki kısma Çungarya veya İli Havzası, güneydeki kısma da Kaşgarya veya Tarım Havzası adı verilmektedir. Doğu Türkistan'ın en büyük nehri de Tarım Nehri'dir.

Başta Uygur Türkleri olmak üzere, Kazak Türkleri, Kırgız Türkleri, Moğollar, Dolan Türkleri, Özbek Türkleri, Çin Müslümanları olan Tunganlar ve Türk olmayan Tacikler Doğu Türkistan'ın nüfusunu teşkil etmektedirler. Doğu Türkistan'ın 1944 te 8 milyon olan nüfusu yüzde 20 artarak 1970 de 12 milyona ve 1992lerde 35 milyona ulaşmıştır, bu nüfusun büyük bir çoğunluğunu Uygur Türkleri teşkil etmektedir. Bilindiği gibi tarihi İpek Yolu Doğu Türkistan'dan geçmektedir. Asya'nın merkezi ve kalbi olan Doğu Türkistan; uranyum, petrol, demir, kömür, altın, bakır, kurşun, gümüş, kalay gibi zengin maden ve petrol yataklarına sahiptir Hububat ve hayvancılıkla meşgul olan Doğu Türkistan Türkleri örf ve adetlerini büyük baskılara rağmen devam ettirmektedir.

Tarih boyunca Uygurlar, Kalkıklar, Türkeşler, Kara-hıtaylar, Karahanlılar ve Moğollar'ın hakim olduğu Doğu Türkistan'da; 1822'de Cihangir Han tarafından Kaşgar merkez olmak üzere kurulan hükümete 1827'de Çinliler son vermiştir. 1845te Mehmed Emin Han yine Kaşgar'da bir hükümet kurmuş ve 1863'e kadar sürdürmüştür. 1863te Mehmet Yakup Beğ, yine Kaşgar'da  "Be Devlet" adıyla bir devlet kurmuştur. Bu devleti İngiltere, Rusya  ve Osmanlı Devleti  tanımış ve 1876'de Rus-Çın işbirliği ile Be Devleti'ne son  verilmiştir.  Bu cümleden olarak adı geçen devletler Doğu Türkistan'ı 1933 e kadar diledikleri gibi yönetmişlerdir. 12 Kasım 1933 t e "Müstakil Türkistan Cumhuriyeti Devleti" kurulmuş ve Cumhurbaşkanlığı'na Hoca Niyaz Hacım getirilmiştir. Fakat bu devlette yıkılmıştır. Doğu Türkistan'ın kuzeyindeki İli bölgesinde üç vilayete dayalı olarak 1944 Ekim'inde tekrar kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti Devlet Başkanlığı'na Ali Han Töre seçilmiştir.

Başarılı olan bu devleti Sovyetler ile Çinliler. Batı Türkistan'a örnek olur diye 1946 da fesh etmişler ve Devlet Başkanı Ali Han Töre'yi yakalayarak Rusya'ya kaçırmışlardır Yerine kendi taraftarlarını getirmişlerdir. Kulca Arılaşmasına göre kurulan bu hükümet 13 Kasım 1949'a kadar devam etmiştir Tekrar Çin istilası başlamıştır. Doğu Türkistan'a Çinliler tarafından Türkleri Çinlileştirmek için "Sinkang" ismi verilmiştir. Bu isim " Müstemleke" yani " Yeni Toprak" anlamına gelmektedir. Bundan dolayı Çinlilerin oyununa gelmemek için, biz bu ebedi ve ezeli Türk yurduna " Sinkang" yerine " Doğu Türkistan" demeliyiz. Tarihi seyir içinde önemli vazifeler ifa etmiş olan Doğu Türkistan Türkleri bugün Çin'in katı idaresi altında " Çinlileştirme" siyasetiyle karşı karşıyadır. Milli servetleri Çinliler tarafından gasp edilmektedir.

Kızıl Çin idare düzenine göre " Uygur Muhtar Bölgesi"nde, 6 ilçeli merkez Urumçi, 27 ilçeli Sançi Tungan, 9 ilçeli İli Kazak, 3 ilçeli Böritala, 7 ilçeli Tarbagatay. 7 ilçeli Altay, 4 ilçeli Kızılsu, 8 ilçeli Aksu, 14 ilçeli Hoten. 11 ilçeli Kaşgar ve 3 ilçeli Kumul vilayetleri bulunmaktadır Çinliler bu yerleşme merkezlerinde her türlü baskı ve zulümlerin sürdürmektedir. Barın katliamı gibi (3). Çinliler tarafından Doğu Türkistan'da sürdürülen bu baskı ve " Çinlileştirme" siyasetine rağmen, bu şehirlerde yaşayan Türkler; dil, din, örf ve adetler, tarih, edebiyat ve milli şuur gibi milleti millet yapan milli kültür unsurlarına bağlılıkları sayesin de ayakta kalmayı başarmışlardır. Er veya geç istiklallerine kavuşacakları günleri haklı olarak beklemektedir Öyle görülüyor ki. O günler yakındır ve mutlaka gelecektir.

Bütün dünya Türklüğünün beşiği, Türk Kültür ve Medeniyeti'nin çıkış kaynağı olan Büyük Türkistan'ın doğu kısmını teşkil eden Doğu Türkistan'da: Hun Türkleri, Göktürkler, Uygur Türkleri, Karahanlılar devlet kurdular ve günümüze ışık tutan "Ötüken Türk Kültür ve Medeniyeti Çevresi"nin doğmasını sağlamışladır.

Yüzölçümü 1.828.428 metrekare ve nüfusu 35 milyonu aşan Doğu Türkistan'ın bugünkü sahibi olan, kutsal ata toprağının ezeli ve ebedi bekçiliğini yapan Türk boylarından olan Uygur Türkleri devlet kurucu ve kültür yapıcı boylar olarak bilinirler. Bu cümleden olmak üzere bir Uygur Türkü olan Alaettin Eratna Bey (Türbesi Kayseri Gültepe Mahallesi Köşk Medresesinde ziyarete açıktır.) 14 yüzyıl Anadolu’sunda önce Sivas ve sonra Kayseri Merkez olmak üzere adına "Eratnalılar (1327 - 1381)" ismiyle bir devlet kurmuş ve Türkiye Tarihi'nin Türk Beyleri safhasında seçkin yerini almış ve önemli hizmetlerde bulumuştur.(4)

Sultan Eratnadan 613 yıl sonra 104 aile ve 370 kişiden oluşan Doğu Türkistanlı Türk kafilesi 1965-66lı yıllarında Kayseri'ye gelmiş ve bugünkü Türkistan mahallesine yerleşmişlerdir. Bu günkü nüfusları 800 ü bulan Doğu Türkistanlı soydaş ve din kardeşlerimiz Başkanlığını Mehmet Emin Batur'un yaptığı Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğin sayesinde Kayseri ile Doğu Türkistan arasında kültür köprüsünü kurabilmişler ve bizlere de ışık tutmuşlardır (5).

Bu devlet kurucu Türk boyunun da diğer Türk boyları gibi Doğu Türkistan'da milli birlik ve beraberlik içinde dün olduğu gibi bugün de kendi devletini kurması ve siyası istiklale kavuşması Merhum İsa Yusuf Alptekin'in gözlerini arkada bırakmayacaktır.

Yazımı Doğu Türkistanlı merhum şair Abdulaziz Mahzum'un Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu tarafından Türkiye Türkçesi'ne çevrilen "Vatan Sevgisi" isimli şiiriyle tamamlıyorum.
 
Ciğer pare, yürek yare, eza içte eza canım.
Vatan derdiyle ölmekten özge yoktur arzumanım.

Mukaddes din ve millet uğruna bin bir cefa görsem.
Yükselir baht ü ikbalim, yükselir fahr ü ünvanım.

Yazık ki, yurdumu düşman basıp zorla esir etmiş.
Yanar bağrım, kanar canım kahrolur ruh ü vicdanım.

Şanlı mazim, hür milletim, olur mu kulluğa dönsün?
Getirilmez buna takat, tutuşmuş yanar her yanım.

Dönüp başım, akıp yaşım, düşüp ruhum, sönüp gönlüm.
Örtündüm gam örtüsüyle, yok mudur çare, dermanım?

Ezildim bi karar oldum ve lakin olmadım nevmid.
Sebep ol kim, muvakkattır inşallah bu efganım.

Hakikattır rüyamız, inancım çok büyük, çünkü:
Dediler hep kandaşlarım; azaldığa feda canım.

Uyan ey Türk! Ar ve namus borcumuzdur, eda eyle,
Tenin titret, özün titret, kalk ey evlad-ı Turanım.

Oğuz Kağan, Alper Tunga, Atilla, Buğra Han dedem.
Gök tuğlarım nerde deyüp, göklere yetti nalanım.

Büyük altın, gümüş ordum kurulsun, yürüsün tuğlar.
Dalgalansa bayrağım, aksa ne gam sıcak kanım.

Mücadelem erişmektir hakkım olan hürriyete
Milletimi esaretten kurtarmaktır benim şanım.

Uluğ Tanrım! Büyük Turan ülkümüzü gerçekleştir.
Dalgalansın Gök Bayrağım ve dirilsin Buğra Han’ım…

3- Bk. Ahmet Ardal,"Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası". Türk Dünyası El Kitabı, Ankara 1992. C.l S. 83-85
4- Bk. Kemal Göde. Sultan Alaettin Eretna, Ankara 1990, ve Eretnalılar (1327-1381) Ankara 1994
5- Bk. İsa Yusuf Alptekin, Esir Doğu Türkistan İçin, İstanbul 1985. s.4-574 ve Mehmet Cantürk, Doğu Türkistan'ın Dünü Bugünü, kayseri 1991, s 1-17

  • 1005 defa okundu.