Gökbayrak
 
Eski Çin İmparatorları kendilerini "cennettin oğulları" olarak görüyorlardı ve bunun sonucunda dünyanın tüm ülkelerini gerçek potansiyel mülkleri olarak kabul ediyorlardı. Sınırlara yönelik bu küçümseme tavrı daha sonraki Çin liderlerinde de daim olup, tarihsel açıdan Çin'in dışında kalmış ve Çinli olmayan insanları beslemiş olan topraklara ait talepler şeklinde kendini göstermiştir. Çinliler, Doğu Türkistan'ı idareleri altına almalarını haklı göstermek için, onun Taş Devrinden beri Çin'in bir parçası olduğunu ve oradaki Çinli yerleşimin Doğu Türkistan'ı Çin'in bölünmez bir parçası olarak kurduğunu iddia etmektedirler Ancak bu husus, Çinli menfaatlerini koruma hedefi ile tarihi gerçekleri çarpıtmaktadır. 18. yüzyılın ortalarına kadar Çin'in Doğu Türkistan'ı idare etme girişimleri seyrekti ve hiçbir zaman orada daimi bircin hakimiyetinin kurulması ile son bulmamıştır.

 

MÖ. 104 ile M.S. 751 yılları arasında Çin, yedi ile 49 yıl arası süren işgaller ile sonuçlanan altı değişik Doğu Türkistan istilası yürütmüştür. Bu 855 yıl boyunca çın işgalinin toplam süresi yalnızca 157 yıl olmuştur ve o zaman dahi, istilaların sıklığından anlaşılacağı üzere, Çinlilerin Doğu Türkistan üzerindeki kontrolü geçici ve eksik olmuştur. Bu sürenin geri kalan 698 yılı boyunca Doğu Türkistan bağımsız bir ülke kalmıştır. Arap, Türk ve Tibetli güçler Çinli işgalcileri M.S. 751 yılında geri püskürttükten sonra, Doğu Türkistan'ın Çin'in Mançuryalı hükümdarları tarafından fethine kadar bin yıllık bir süre geçmiştir.

Bu süre boyunca Uygurlar gönüllü olarak Moğol imparatorluğu'nun bir parçası haline gelmişleridir ki burada egemenliklerini muhafaza etmişler ve önemli kültürel ve siyasal bir rol oynamışlardır. Diğer taraftan cinliler, Moğol hakimiyeti altında, kendilerine alt sınıf muamelesi yapan ve onları haklarının birçoğundan yoksun bırakan ırkçı bir politikanın ızdırabını çekmiştir.

 

1759–1863 yılları arasında Doğu Türkistan'ın Mançuryalılar tarafından istila edilmesi, Çin hakimiyetinin bir ispatı olarak görülemez, çünkü Mançuryalılar Çinli değildi, Çin üzerende hakimiyet kurduktan sonra Mançuryalılar, Doğu Türkistan'a boğun eğdirmeye yönelmişlerdir; bunlar ise bir Çin değil, Mançurya imparatorluğu'nun parçası haline gelmiştir. Bu süre boyunca Doğu Türkistanlılar, bağımsızlıklarını kazanmak için Mançurya hakimiyetine karşı 42  defa  ayaklanmışlardır.

 

1863 yılında Mançuryalıları anavatanlarından sürmede başarılı olmuşlar ve burada Yakup Beğ Bedevlet önderliğinde bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Bu devlet Osmanlı imparatorluğu, Çarlık Rusyası ve İngiltere tarafından tanınmıştır. Çarlık Rusyası'nın Doğu Türkistan'a uzanmasından korkan Mançurya hükümdarları 1876 yılında General Zho Zhung Tang'ın genel komutanlığı altında büyük bir birliği Doğu Türkistan'a saldırması için göndermiştir. Bu istiladan sonra Doğu Türkistan'a Xinjiang (yani "yeni bölge") adı verilmiş ve 18 Kasım 1884 tarihinde Mançurya imparatorluğu'na bağlanmıştır.

 

Mançuryalılar hem Doğu Türkistan için hem de Çinliler için yabancı idi. Mançuryalılar'ın Çin üzerindeki hakimiyetinin yıkılması Çin'in kaderini Doğu Türkistan'ınkinden ayırmalıydı. Ancak Çinliler, iki ülke arasındaki bağlantının yanlızca müşterek bir takım liderler (   Mançuryalılar) olmasına rağmen o zaman Doğu Türkistan üzerinde hak iddia etmişlerdir. Geçmişte gerçekleşmiş olan tarihi bir istila tek başına günümüzde bölgesel bir hak iddia etmek için yeterli değildir. Çinlilerden çok önce hem İranlılar hem de Yunanlılar Doğu Türkistan'ı istila etmişlerdir.  7–8 yüzyıllarda olmak üzere, iki defa Tibetliler istila etmişlerdir. Geçmişteki istilalar günümüzde bölgesel talepleri haklı çıkarsaydı, Çinlinin Doğu Türkistan için birçok nakibi mevcut olmakla kalmayıp,   aynı zamanda Tibetliler ve Moğollar da Çinliler'den geniş topraklar iddia etmekte haklı olurdu. Tarihsel boyun eğdirme dönemleri de bir halkın, kendi ülkelerinde egemenliği iddia etmesini hükümsüz kılmamaktadır.

 

Shang   (M.Ö.   1450-1050), Chou (M.Ö. 1050-247) ve Chin (M.Ö. 247-206) gibi eski hanedanların Çinli olmayan Türk, Tibet ve Moğol halkları tarafından kurulduğu bilinmektedir. Yani Çin, eski çağlarda 1203 yıl boyunca Çinli olmayan insanlar tarafından yönetilmiştir. Türk, Moğol ve Tunguz halkları Çin'i, M.S.220 ile 1280 yılları arasında bin yılı aşkın sürenin 740 yıl idare etmişlerdir. Bu sürenin yalnızca 540ında Çinliler kendi ülkelerinin hakimi olabilmiştir. Çinliler'in yönettiği 540 yıl boyunca dahi Çinli, olmayanlarla yapılan iç ayaklanmalar ve savaşlar Çin topraklarının tamamının kontrolünü imkansız kılmıştır.

 

1280 ile 1911yılları arasındaki 631 yılın 276sında Çin'i Çinliler yönetmiştir.  Bu tespitlerden de anlaşıldığı gibi Çinliler 3361   yılda  kendi; ülkelerini   1242   boyunca yönetmişler, geri kalan 2119 yılda  Çin'in  Çinli olmayan insanlarca  idare edildiğini  görüyoruz.

 

Han hanedanının saltanatı süresince  (M.Ö. 206 - M.S.220) Çinliler kendilerini yönetebilmişlerdir, ancak o zaman bile Hsing-nu (Hunlar) |tarafından tehdit ediyorlarmış. Bundan dolayı Çinliler" Çin Seddi"ni inşa etmişlerdir. Çin Seddi ilk defa yerleşik Çinlilerin Çinli olmayan göçebeler arasındaki sınırı çizmiştir.   Çin Seddi,   Doğu Türkistan'ın her zaman Çin bölgesinin dışında bulunduğuna ilişkin en bariz kanıttır. Doğu Türkistan'a bakan Çin Seddi'nin batı kapılarından biri,  Yu Min Guang ("Yeşim Kapısı") adını taşımaktadır. Doğu Türkistan'ın yeşimi meşhurdur. 1939'da Shanghai'da yayınlanan Yeni Çin Atlası, Ch'in, Han ve Tang hanedanları sırasında Yeşim Kapısının Çinliler tarafından en batıdaki kapı olarak kabul edildiğini açıkça ifade etmektedir. Doğu Türkistan ile Çin bir duvardan veya siyasi otoriteden fazlasıyla ayrılmıştır. Ayrı coğrafya, tarih ve kültür eski zamanlardan beri kabul edilmiştir.

 

Pan Ku, Han Hanedanı'nın büyük tarihçisi şöyle yazmış: "Giysilere, kıyafete, yiyeceklere ve dile bakıldığında barbarlar orta Kraliyetten tamamen farklıdır. Dağlar, vadiler ve büyük çöl onları bizden ayırmaktadır, iç kısım ile yabancılar arasında yer alan bu sınır, gökle yeryüzü tarafından yapılmıştır. Bu nedenle bilge hükümdarlar onları hayvan olarak kabul etmiş ve onlarla ne temas kurmuş ne de onlara boyun eğdirmişlerdir... Toprağı sürüp ekmek imkansız ve insanların kul olarak yönetilmesi imkansızdır. Bu nedenle bunlar daima dışlanmış olarak görülecek ve asla vatandaş olarak kabul edilmemelidir. Bizim yönetimimiz ve öğretimiz asla onların halkına ulaşmamıştır..."

 

Bu kelimeler yalnızca Han Hanedanı sırasında Doğu Türkistan'ın Çin " yönetimi" altında bulunmadığını göstermekle kalmayıp, aynı zamanda Doğu Türkistanlıların vatandaş olarak görülmediği ve her zaman dışlandığını, ve Çin "öğretisinin" farklı giysi, kıyafet, yiyecek ve dile sahip olanlara asla ulaşmadığını ifade etmektedir.

 

Doğu Türkistan'ın Mançurya istilasına kadar o ülkeye az sayıda Çinli yerleşmiştir. İlk Çinli gezginlerden biri olan Fa Sien, MS. 399 yılında Turfan, Karaşehir, Kuca, Hoten ve Karkalık şehirlerini ziyaret etmiş ve incelemesinde burada hiçbir Çinliye rastlamadığını yazmıştır. Diğer bir gezgin olan Hsuan Chang M.S. 629 yılında aynı yolu takıp etmiş ve Doğu Türkistan'a seyahati sırasında yalnızca üç Çinli keşişle karşılaştığını yazarak Fa Hsien'in gözlemlerini teyid etmiştir.

 

Orada yerleşimler mevcut olmuş olsa dahi. Çin'in Doğu Türkistan üzerindeki bölgesel taleplerini haklı çıkarmazdı. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nde, Avrupa ve Güney Doğu Asya ülkelerinde yaşayan milyonlarca Çinli Çin'e bu ülkeler üzerinde yasal bir hak sağlamaktadır. Çinliler son zamanlarda, Amerika'yı ilk keşfedenlerin Çinliler olduğunu ileri sürmüştür. Yani Çinliler yakında Amerika üzerinde hak mı talep edecekler'?

 

Doğu Türkistan'ın Çin'in eski ve bölünmez bir parçası olduğuna ilişkin Çin'in iddiası, tarihin yanlış yorumlanmasına dayanmakta olup, baskı ve uydurmanın nihayetinde bu çarpıklığı dünyanın gözünde meşru göstereceği umudundan yola çıkmaktadır.

 

Not: Bu yazı Arslan Alptekin’den alınmıştır.

  • 784 defa okundu.