DOĞU TÜRKİSTAN'IN TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEM İ

 

Doç. Dr. Kemal GÖDE

Süleyman Demire! Ün. Fen-Ede. Fak. Öğretim Üyesi

 

Sözlerime Kazak Türklerinden olup, Baykal Gölü doğusundaki Sısıkgöl'de doğmuş ve 1937' de Sovyetler tarafından öldürülmüş Mağcan Cumabay'ın "Türkistan" adlı bir şiirinden bir bölüm okuyarak başlıyorum:

 

"Türkistan iki dünya kapısıdır;

Türkistan er Türkün beşiğidir;

Türkistan gibi insanı hayrette bırakan yerde doğmuş,

Türk'e bu ülke Tanrı'nın verdiği nasibdir;

Türkistan'a eskiden Turan demişler;

Turan'da er Türk doğup büyümüş;

Turan'ın yerine denk gelecek bir yer Cihan da var mı?

 

Milletler arasında Türk gibi yüksek bir millet daha var mı?" Türklüğün beşiği bugünkü Doğu Türkistan'da kurulmuş olan Hunlar ve Göktürklerden sonra, Türk birliğini kurmaya çalışan Uygurlar, Türk kültür ve iktisat tarihinde yepyeni bir devri başlatmışlar ve geliştirmişlerdir.

Göktürk Devleti'nin 740'h yıllardan sonra taht mücadeleliyle çökmeye yüz tutması üzerine,

Basmıller, Karluklar ve Uygurlar birleşerek, Göktürk idaresine el-koymuşlardır. Aşına ailesinden gelen Basmıl Başbuğu'nu 742'de Kağan ilân etmişler ve Göktürk Hakanları'nı öldürmüşlerdir.

Bir müddet sonra müttefiklerin araları açılmış, Kağan olan Basmil Başbuğu ortadan kaldırılmış ve Uygur Başbuğu 745'te "Kutlug Bilge Kül" unvanıyla "Kağan" ilân edilmiş ve böylece Ötüken' de Uygur Türk Devleti Devri başlamıştır(l).

" Uygur" adının "şahin hızıyla dolaşan ve hücum eden" demek olduğu ileri sürülmüşse de, daha çok "müttefik" mânasına geldiği bilinmektedir.

Asya Hunları'ndan inen ve Tölesler'den bir kısım olarak, Tabgaçlar devrin'de tanınan Uygurlar, V. yüzyılın ikinci yarısında Selenga Irmağı etrafında kuvvetli bir beylik kurmuşlar ve Beyleri" Erkin "unvanı taşımıştır. I. Göktürk Hakanlığı Devri’nde, bu devlete bağlıyken, 630'larda kendi başına buyruk hale gelen Uygur Erkin'i unvanını " İlteber "olarak değiştirmiştir.

Çin imparatoru tarafından tanınarak 646'da kendini "Kağan" ilân etmiş ve ülkesine Göktürk tarzında teşkilatlandırmıştır.Uygurlar 648 'de Batı 'da Taşkent yakınlarına kadar ilerlemişler ve Kapgan tarafından Göktürk hakimiyetine alınmışlardır.

 

1. Bk.İbrahim Kafesoğlu . Türk Milli Kültürü, Ankara 1977, s.92-110; Bahaeddın Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul 1988 (Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını), s 170 vd.

 

745 'te Ötüken'de Göktürkleri bertaraf ederek bir devlet kuran Uygurlar, aslında dokuz urug'dan meydana gelen bir boy iken, Oğuzlardan dokuz boy'un da kendilerine katılmasıyla boy sayısını 10'a çıkarmışlar ve böylece "On-Uygur" (:10 müttefik) diye anılmışlardır.

Orhun kıyısındaki başkent Ordubalık şehrini kuran ilk Uygur Hakan'ı Kutlug Bilge Kül 747 'de ölmüş ve yerine oğlu Moyen-çur, Kuzey'de Kırgızlar, Batı 'da Karluklar, Türgişler ve Basmiller, ayrıca sekiz -Oğuz, Dokuz-Tatar ve Çikler'i hâkimiyetine almıştır.

Moyen Çur zamanında(747-759), Uygur- Türk Devleti'nin sınırları genişlemiş ve Çin üzerinde Uygur tesiri artmıştır. 751 Talaş Muharebesi'nde İslâm kuvvetlerine ağır bir şekilde yenilen Çinliler Orta Asya'dan çekilince, Tarım Havzası Uygurların eline geçmiştir. Talaş Savaşı üzerine Çin'de iç karışıklıklar çıkmış, anası Türk olan bir komutan 200 bin kişilik ordusuyla Çin başkentlerini ele geçirmiş ve kendisini "İmparator" ilan etmiştir. Devrilen imparatorun yardımına çağırdığı Uygurlar, Çin başkentlerini geri almışlar ve

Moyen-Çur, Çin İmparatorunun kızıyla evlenirken, Çinliler 20 bin top ipek vermeyi kabul etmişlerdir

Moyen Çur'un 759'da ölümü üzerine yerine oğlu Böğü Kağan (759-779) "Tanrıda bolmuş il tutmuş Alp Külüg Bilge Kağan" unvanıyla geçmiş ve gözlerini Çin'e çevirmiştir Böğü Kağan Tibetlilerin saldırısına uğrayan Çin'i, Çinlilerin yardım istemeleri üzerine 762'de kurtarmış ve Türk kültür tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eden " Mani Dini" nı 763'te resmi devlet dini olarak kabul etmiştir. Mani Dini hayvani gıdaların yenilmesini yasakladığı ve savaş ruhunu zayıflattığı için, Uygurların hayat tarzlarına ve tutumlarına ters düşüyordu. Bir tüccar ve şehirli dini olan Maniheizm, Böğü Kağan'ın 779'da öldürülmesiyle Uygurlar arasında pek yayılamamıştır

Böğü Kağan yerine Tung Bağa Tarkan (779-789) hakan olmuş ve "Alp Kutlug Bilge Kağan" unvanını almıştır. İyi idaresi, cesareti ve kanun yapıcılığıyla tanınan Tung Bağa Tarkan, Kırgızları yenmiş ve Çin'li bir prensesle evlenmiştir Yerine "Ay Tanrıda Kut Bolmuş Külüğ Bilge Kağan" (789-790) ve bunun oğlu Kutlug Bilge (790-795) hakan olmuşlardır.

İktisadi vekültürel sebeblerle Çin'i korumayı gelenek haline getirmiş olan Uygurlar, Tibetliler'in Beş-Balık dolaylarındaki Türkler ile anlaşarak Çin'e yapılan baskınları önleyememişlerdir. Ötüken'de karışıklıklar çıkmış ve Uygur kağanı öldürülmüş ve yerine Kutlug (795-805) "Ay Tanrıda Ulüg Bulmuş Alp Kutlug Bilge Kağan" ve bunun yerine de "Ay Tanrıda Kut Bolmuş Külüg Bilge" (805-808) geçmiştir. Bu iki Kağan zamanında ülkede huzur ve iktisadi refah doğmuştur Dış siyaset yönünden zamanı, oldukça sakin geçen hakan "Ay Tanrıda kut bolmuş Alp Bilge" (808-821)'den sonra hâkan olan"Ay TanrıdaÜlüg bulmuş Küçlüg Bilge" (821-833) Karabalgasun Kitâbesi'ni 826'da diktiren hakandır ki, hükümdarlığı başarılı geçmişse de sonunda öldürü-lmüştür. "Alp Külüg Bilge Kağan" (833-839), bir isyanda öldürülmüş ve gittikçe zayıflayan Uygur Devleti, 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılmış ve Uygurlar, Karluk ülkesine, Çin sınırlarına, Beşbalık, Turfan ve Kuça gibi ticari merkezlere göçerek, Kançou (Kansu' nun merkezi) ve Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devletleri'ni kurmuşlardır. "Sarı Uygurlar" diye de bilinen Kançou Uygurları 940 tan sonra Kitanlar'ın, 1028' te Tangutlar'ın ve 1226'da da Cengiz Han Moğalları'nın hâkimiyetine girmişlerdir. Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devleti ise, İç Asya'nın ticaret yollan üzereinde bulunduğu veTibetliler'e karşı Çin tarafından tanındığı için iktisadi bakımdan kuvvetlenmiş ve 1209'da Cengiz Han'a bağlanmış ve 1368'e kadar devam etmiştır(2).

 

Bu gün Büyük Türkistan'ın batısında kalan ve eski Sovyetlerin idaresinde bulunan Türk Cumhuriyetleri yani Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Azerbaycan istiklallerini  ilan etmişler ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na üye olmuşlardır.

Fakat ne yazık ki, Büyük Türkistan'ın doğu kısmı yani Hun-Türk, Göktürk, Uygur-Türk ve Karahanlı-Türk Devletleri'nin kurulduğu ve Türk kültür ve medeniyetinin doğup geliştiği "Anayurdumuz olan Doğu Türkistan unutulmuş ve unutturulmuştur.

 

Doğu Türkistansız, Batı Türkistan'ı, Türkiye'yi, Balkanlar'ı düşünmek yanlış olur. Tarihi gerçeği inkâr olur. Çünkü Doğu Türkistan, Türklüğün yurdu, Türk medeniyet ve ihtişamının kaynağı olan Büyük Türkistan'ın bir parçası olarak, bütün Dünya Türklüğü'nün beşiğidir. Türk Destanları'nın, Türk Mitolojisi’nin, Dede Korkut Masalları'nın, Kaşgar'lı Mahmutlar'ın ülkesidir.

Doğu Türkistan Türkleri, Karahanlılar Devri'nde, kendi istekleriyle, milletçe İslamiyeti kabul etmişler ve İslamiyet'e büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Doğu Türkistan, Türk Dili'nin, Türk Edebiyatı'nın en güzel örneklerini vererek, Türkçenin ve Türk Milli Kültürü'nün canlı kalmasında büyük hizmetler görmüştür. Burada kurulan, Ötüken, Turfan, Kaşgar, Hoten ve Altay kültür merkezleri bütün dünya Türklüğü'nü beslemiş ve Türk kültür ve medeniyetine kaynaklık etmiştir.,

 

(Sürecek)

2. "Kafesoğlu,A.e.,s. 170-218."

 

  • 820 defa okundu.