ŞARKİ TÜRKİSTAN TARİHİ

 

                                                                                                                    (GÖK BAYRAK)

 

 

Bu Türk devleti veya devletlerinin kurulduğu ilk tarihini açıkça bilemezsek de, İran ve Yunan kaynaklarından Türk devletinin milattan 2000 yıl önceki çağlarda Asya'da en büyük devlet durumunda olduğunu gördük. Hindistan kaynaklarının ayrıca ışık tuttuğu vesikaları bize verdiğini yukarıda gözden geçirdik. Bunun üzerine Asya Tarihçisi Ebulgazi Bahadırhan ve Mahmut Kaşgari (Kaşgarlı Mahmut) nin ilave izahatları yukarıdaki vesikaları kuvvetlendirmektedir. Şunu da bilmek gerekir:

Yukarıdaki rivayet ve vesikaları yalanlayacak hiçbir rivayet veya Arkeolojik kaynak görünmemektedir. Belki bu güne kadar, bulunup Moskova, Leningrad, Londra, Berlin müzelerinde sergilenen Arkeolojik materyaller bu rivayetleri ve vesikaları destekler mahiyettedir.

 

Tarihte en kadim büyük devletin Orta Asya Türkleri tarafından kurulduğunu kolaylıkla ileri sürebiliriz. Yukarıdaki kaynaklardan büyük devletimizin olduğunu açıkça öğrendik. Bu devletin başında Afrassiyab (Bukanan - Alpertunga Beylerbeyi ) Piran, Tirayana, Perutasya, Madyas, Amurkiz ve Hakan Şuv'lar gibi hükümdarlar ve büyük  cihangirleri  yenen Tömüryes Hatun, Siyatra Hatun gibi kahraman kadınların olduğunu öğrendik. Kaldı ki bizlere hakikatleri anlatan kaynakların hepside yabancı kaynaklar olup, bizim tarihimizi yazmaya vazifeli olmayan kaynaklardır. Türkler arasında Milli tarihini yazıp bırakmak adeti kadim zamanlarda yok mu idi?

Yâda var olsa da onların eserleri yok mu olmuştu? Her halde çok yazık ki kadim tarihimiz hakkında bu güne kadar ilim dünyasıda kadim bir milli eserin kendisini gösterdiği yoktur. Olan olmayan bütün vesikalarımız yabancıların rivayetleri ve çok az Arkeolojik materyali erden ibaret olup, pek kısa malumatlar vermektedir. Bu sebepten pek kadim devirdeki büyük Türk devletleri gayet heybetli ve parlak bir heykel gibi ilim dünyasını kendini gösteriyor olsa da, onun tafsilatlı durumunu ve vakalarını ilim yolu ile ortaya koymak mümkün olmamaktadır. Gelecekte ilim dünyasındaki incelemeler ve Arkeolojik bulgular bu sahada çok faydalı malumatlar verecektir. Şimdilik geri kalan eksiklerin tamamlanması konusunda ümitvarız.

 

Afrassiyap mersiyesinin anlamı:

 

Kahraman batur kaplan öldü mü? Yaramaz ve kötü dünya bizlere kaldı mı? Zaman Afrassiyap'dan ve bizden intikamını aldımı ? Artık bu musibet ile yüreklerimiz parçalanmaktadır. Bu ağır musibetle Beğler atlarını her tarafa koşturup yordular, onları kaygı zayıflatıp yorulmuş, bitkin hale getirdi. Onların benzi ve yüzü sapsarı hale geldi. Onlar Afrassiyab'a acıdıklarından kurt gibi uludular, ah edip yakalarını yırttılar. İçli musiki ahengi ile Ahu Feryat ettiler. Çok ağladıklarından gözleri görmez oldu. Felek (zamane) uzun zamanlardan beri Afrassiyab'a düşman ise de gücü yetmediğinden fırsat kolluyor idi. Şimdi Beğlerbeğini (Afras-siyab'ı) aldatıp yanıltıp, tuzağa düşürdü. Zamanenin bu aldatması ve suikastından nasıl kaçıp kurtulsun.

Afrassiyab'ın ölümü gönlümü derinden yıktı. İyileşen yaramı kaşıyıp kanatmaktadır. Gönlüm geçen iyi günleri hasretle yad eder. Gece gündüz geçen günleri hasretle yad ettirmektedir. Zamane tamamen aciz bir duruma geldi. Aşağıdaki cahil sınıflar ve kötüler ayaklandı. Fazilet ya da ilim-ahlak kalmadı. Bunun sebebi dünya hükümdarı Afrassiyab'ın vefat etmesidir.

Afrassiyab öldükten sonra âlimler, hekimler ve filozofların hali yaman oldu. Dünya onları ezdi. Faziletin adı kokuştu, Fazilet kokuşmuş at gibi horladı, nefrete duçar oldu, Güya ki yere düşürülüp kalmaktadır. Zamane günlerini harekete getirecek ve bu hareketi ile insanın gücünü azaltır ve acizleştirir. Bununla dünyayı erlerden ve yaralı kişilerden boşaltır. Zamane, kendisine karşı duran kişilere daha çok yük olup*onları yok etmeden kalmaz Zamane, eğer okunu nişanlayıp atsa o oku durduracak olan kimdir? Eğer ok ile dağı vurup onu yok etmeye düşünse dağın azameti ve yüksekliği kalmadan yırtılıp parçalanıp gider.

 

Zamane'nin âdeti elbette böyledir. Bundan başka yine Zamane'nin türlü bahane ve ithamlarının olduğu bir gerçektir. Eğer kast ederek ok atsa dağ başları toz haline gelir. O, düşman ateşini söndürmüş idi, onları ordugâhından kovalayıp dışarı atmış idi. Başından ağır işler geçmişti, öyle olsa da ona ecel oku deyip öldürdü.

 

(sürecek)

  • 792 defa okundu.