Mehmet Cantürk

(Merhum Kulahmet Ahunun Hayatından Devam)
Türkistan’da bilhassa Kaşkar – Yarkent – Hoten – Aksu civar meşhur umumi bir ziyaretgah olup senenin belli mevsimlerinde bütün civar vilayetlerden insan akınları bir aya yakın bir zaman içerisinde (Ağustosta) ziyaret olunur.

49 Senesi aynı mevsimde Kum Erik Şinlaçi kentinden benden kıdemli bir talebesi merhum üsdadı davet etmişti Bende talebelerin yaşça en küçüğü olmama rağmen benimde beraber gitmemi emretti. Birlikte o davete gittik 17-18 kişi idik, adı geçen davete gitmekte olan kalabalık bir toplulukla karşılaşınca selamlaştık. Davet bittiğinde merhum üstad o ziyarete bizimde gitmemizi önerdi ve yola çıktık ilk ziyaret sultanım denen türbeyi ziyaret ettik sonrada. Tepenin ötesinde bir ziyaret daha olduğunu ve ziyaret edileceğini söyledi gittik 20 den fazla kum tepelerini aştıktan sonra o türbeye vardık vakit ikindi vaktiydi birisine Tebareke suresini okumasını söyledi ve okudu.
Bu arada merhum üstad derin bir uykuya dalmış gibi bir haldeydi bizde duamızı yaptık. Kızgın kumların kavrulan sıcaklığından bir an önce kurtulmak için can atıyorduk. Üstadı ayakta bekliyorduk üstad başını daha da eğerek üstü başı terler içerisinde uyuyor görünüyordu bir anda gözünü açtı bize bakarak sizler gidin beni aşırı bir uyku kaptı ben sonra geleyim diye gözünü yumdu ıssız sessiz bir kum çölünde merhum bizi göndererek orada kaldı. Biz sultanım denen yere gelerek serin göllere sığındık. Akşam Namazı ezanı okunduktan sonra Merhum cami kapısından içeri girdi ve namazı beraber kıldık namazdan sonra yerine oturdu, bizde etrafına oturduk. Çevresinde bizden başka kimse kalmayınca söze başladı dedi ki ordu beyi Kırk yaşlarında şehit olan saçına ve sakalına hiç ak girmeyen dini ilimleri hatimden sonra cihada atılan bir mücahit imiş görmem görüşmem nasip oldu diyerek sözünü tamamladı ve yatsıdan sonra oradan şehire doğru yol aldık. Medreseye geldik hastalandığında ziyarete gelen gidenlerle yanına girip çıkıyor idim vefatından bir gün önce yanlız olarak bulunduğu odaya girdim, hemen yastığının altından Gümüş bir para çıkardı ve oğlu Vahab Mahdumu çağırıp kitaplıktan Şehri Vikaye kitabı getir dedi Mahdumda içeriden getirdiği gümüş para ile kitabı bana uzattı bende aldım.

Bunlar benden hatıradır. Başınıza kılıç vurulsa bile yalan söylemeyin dedi ve yanından ayrıldım, ertesi gün vefat etti. Yine bir hatıram daha Vefatından bir kaç ay önce Annem ve Babam beni evlendirmek istedi ve hazırlıklar başladı. Merhuma düğün davetiyesini getirdim, dersimi okuduktan sonra yerimden kalkıp davetiyeyi takdim ettim daha eline almadan ha düğün davetiyesi mi diye eline aldı fırlatıp attı ve bizim adam olacağını tasarladığımız kişiler hemen evlenmeye kalkışmışlar, ben seni Kaşkara gönderip okutmayı düşünmüştüm, diyerek kızmıştı. 

Şayet annem ve babam bu işi bozsaydı, temennisiyle huzurundan ayrıldım. Her iş olmuş bitmiş ne memnunum ki nikâhımıza teşrif etti ve nikâhımızı kıydı. Ertesi yıl vefat etti 1956ya kadar Yarkent'de okudu 1965'de Kaşkara varıp 1958'e kadar Karahanlıların hanlı bilig yurdu diye teşhis ettiği hanlık medresesinde son tahsilimi yaptım, hatim Murasimesi ders arkadaşlarımızla istihare başlamışken bir günde Kaşkar Komünist partisi polis ve harbi kuvvet zoru ile 1500 kişi olan öğrenci arkadaşlarımızla medreselerden kovdular. Kendi Köy kasabalarımıza dönmek mecburiyetinde kaldık, rahmetli Üstadım Kaşkarda okutma isteğini yerine getirmiş oldum Hanım ile oğlum Anne ve Babamın yanında kaldı. Kaşkardan sonra 196 l'e kadar o zorlukları birlikte yaşadık. Arazi- Ekin ve ağaçlara karşı bir mesuliyet timsali daha Vefatından bir gün önce sülalesinden miras olarak kendine bırakılan arazinin üzerine getirilmesi talep etti. Şehrin esnafların bir kaç kişi birlikte bir sedire koyup han ırık denen köydeki geniş arazisinin başına götürüp bir kenarda durduk. Hemen bize bakarak beni arazinin tam ortasına koyun dedi geniş arazinin tam orta yerine getirip koyduk. Başını kaldırıp ey topraktan ve ağaçtan sizi zamanın sulayıp ekip biçip çabalayamadım bana razı olun hakkınızı helal edin Allah huzurunda beni affedin diyerek ağladı ve sediri omuzlayıp tekrar şehire medreseye getirdik ertesi gün hakkın rahmetine kavuştu.

Üstadın bu duygularının bize verdiği ilham ve ikaz ne olabilir. Tarihi Türk beşiği İslamiyetin kabulünde öncülük yapan SATUK BUĞRALARIN yurdu Kaşğarlı Mahmut, Yusuf Has Hacipleri bağrında kucaklayan o yurdun Çin istilasından kurtulması için camiamızla mücadele etmemiz gerekir."

  • 776 defa okundu.