Abdulsamet İlktürk
 
21.10.1995 tarihli Türkiye Gazetesinde köşe yazarı sayın M. Necati ÖZFATURA beyefendinin kaleme alınış olduğu "Doğu Türkistan hiç bir zaman Çin'in olmamıştır " başlıklı makalesi için bütün Doğu Türkistanlılar adına teşekkürü bir borç biliriz.

Muhterem ÖZFATURA makalesinde şöyle diyor. DOĞU TÜRKİSTAN HİÇBİR ZAMAN ÇİN'İN OLMAMIŞTIR Komünist Çin'in 1949 yılında Doğu Türkistan'ı işgalinden sonra bu ülkede yaşayan Müslüman Türk Milleti'ne uygulamakla oldukları asimilasyon, sömürü. İşkence ve baskıyı örtbas etmek için siyasi ve ilim adamları tamamen yalanlara, dayanan ve gerçek dışı görüşler ileri sürmektedir. Bunlara göre Çinliler 2 bin seneden beri Doğu Türkistan'a hükmettiklerini ve bu memlekette koloniler halinde yaşadıklarını idda ederler ( Çin Tarihi Krolonojisi. Pekin 1956 sayfa: 28.29. 3(1. 33.34.35 ve43). Hâlbuki Çin'in son 500 senelik tarihini ilgilendiren ve 500 senedir rejim ve hükümetlerce muteber oldukları resmen kabul ve tescil edilen 25 ciltlik "Büyük Çin Tarihi "bu görüşü tekzip etmekte yani yalanlamaktadır. 
Ayrıca Doğu Türkistan da yaşayanların Çin halkı ile aynı dile, ırka, hatta dine, kültüre, coğrafyaya ve tarihe sahip oldukları gibi tamamen asılsız iddialar ortaya almakladırlar. Bu asılsız ve saçma iddiaları ilmi gerekçelere dayanarak şöyle çürütmek mümkündür.

Çinliler Han sülalesi devrinde (M.Ö.206-M. S.24)Hun Türklerin baskısından kurtulmak maksadı ile bölgesinde hüküm süren Usun Beyliği ile Afganistan'daki Yüeçileri Hunlara karşı saldırtmak için ittifaka davet etmişlerdir. (Doğu Türkistan Çin müstemlekesi amaç Kara Hoca İstanbul 1960 s.91). Bu maksatla ilk defasında (MÖ. 139) en kurnaz devlet adamları General Can Çen başkanlığında 100 kişilik ikinci defasında (M:Ö: 1217de). 300 kişilik bir sefaret heyetini fevkalede salahiyetle elçi olarak Doğu Türkistan'a göndermişler fakat bütün gayretlere rağmen Çin elçisi eli boş olarak dönmüştür. Çinliler MÖ.99.89 ve 64 senelerinde Doğu Türkistan'ın Lolan ve Turfan şehirlerinde baskınla girmeye muvaffak olmuşlarsa da pek çabuk tardedilmişlerdir. Şarki ve Garbi Türkistan'ı ziyaret eden Çinli budist rahibe Huen Çargın bu ülkelerin siyasi ve dini hayatına ait kayıtları çeviren Nazmiye Toğan
ITD. cilt IV cüz 1-2 İst. 1964. Han sülalesinin M.S. 25-220 devresinde Hun birlikleri Turfan ve Urimçi şehirlerine saldıran Çinlilere savaş halinde iken Çin hükümeti Türk beylerini birbirine düşürmek maksadıyla en güvendikleri adamlarından Ben- Çao M.S. 72'de 36 kişilik bir sefaret heyeti başında Doğu Türkistan'ın Yarkent, Lolan ve Kaşkar şehir devletleri beylerine göndermiştir. Üç sene içinde hiç muvaffakiyet sağlayamaması üzerine Ben Çao geri çağrılmıştır. Ancak bu elçi devlete icabet etmiş Doğu Türkistan'da kalarak M.S.618 -908)630 senesinde Çin'in himayesine giren Doğu Türkistan devleti 639. 645 ve 655 senelerinde yaptığı akınlarla Doğu Türkistan'ın kuzey bölgesini işgal etmişse de 66O'da bu Türk devletinin Doğu Türkistan’la münasebetleri kesilmiştir.

Çinliler 688. 692. 749 senelerinde tekrar Doğu Türkistan'a hücum etmişler fakat Tibetler ve Arapların müşterek hareketleriyle tardedilmişdir. Böylece M.Ö 139 senesinden M.S 746 senesine kadar geçen 885 yıllık devre içinde Çin'in Doğu Türkistan’la olan münasebetleri sadece birkaç askeri hareket ile münhasır kalmıştır, buna mukabil aynı devrelerde bizzat bugünkü Çin Kıtası içinde bazı Türk kabileleri tarafından Çin tarihlerinin yalnız Çince isimlerini zikrettiği şu devletler kurulmuştur. İlk Cav devleti (304 414). San Cav devleti (319-352). Batı Cıng Devleti (385-431). ilk Yen Devleti (338-370). Cmnev Liang Devleti (397-414). Batı Liang Devleti (397-439). Doğu Vi Devleti (534- 550)Kuzcy Cu Devleti (557-581). Sang Tang Devleti (923-936). (Kaynak Cing-Guang-GııncŞi Mo.Çin'inTarıh Atlası Taipei 1935 C. ls.21-74).
 
Diğer Çin kaynaklarına gelince 339 senesinde Turfan Kara Şehir. Kucar.Hoten. Çargalık yollarından geçerek Doğu Türkistan hemen her tarafını dolaşmış bulunan meşhur seyyah Çinli rahip Fa Şen yazdığı hatıratında Doğu Türkistan'ın şehir ve kasabalarında hiç bir Çinliye rastlamadığını kaydeder. Bu beyan 399 senesinde Doğu Türkistan'ın Çinliler tarafından kesin suretle zapt ve işgal edildiği 1760 senesine kadar geçen 1370 sene zarfında bu memleketin hiç bir yerinde Çinli koloniler bulunmadığını gösteren tarihi bir vesikadır. Diğer bir Çinli seyyah olan Rahip Fa Şen'in ifadelerini doğrulamaktadır. (Herman Albest, Historical and Commercial Atlas of China Harvvard Universiti Press 1935). Seyyah 629 – 645 senelerinde Doğu Türkistan 'ı baştanbaşa dolaşmış ve Doğu Türkistan' da bu devirlerde yaşayan Türk kabileleri hakkında çok geniş bilgiler vermiştir. Bu itibarla Doğu Türkistan'a vaki birkaç Çin askeri harekatı, bazı kasaba ve şehirlerin muvakkat işgali nihayet birkaç sefaret heyetinin Doğu Türkistan'daki beyliklere gönderilmiş bulunması, bu memleketin 2000 seneden beri Çinliler tarafından işgal edildiğine veya Çinlilerin burada koloniler halinde asırlarca yaşadıklarına delil etmez. 

4.15 EYLÜL 1995 tarihleri arasında Çin'de 4.ü gerçekleştirilecek olan dünya kadın konferansına ilişkin basında çıkan bazı haberlerden özetler:

16.9.1995 tarihli zaman gazetesinde söz konusu konferansın sona erdiğinden bahsediliyor ve toplanı 183 ülkeden katılımın sağlandığını" 6 bölümlük Eylem programının amacı, global çevresi, önemli ilgi alanları, stratejik hedefi, hareket, uygulama ve denetim programları ile organların düzenlenmesi ve finans düzenlemeleri konularına açıklık getirildi", diyor ve şöyle devam ediyor."Eylem programında ayrıca Nairobi stratejisinin hızlandırılması kadınların kamu ve özel hayatla önlerinde bulunan engellerin kaldırılması, kadınlara ekonomik yapı ve politikaların belirlenmesi ile karar mekanizmalarının eşit katılımlarının sağlanması kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması yönünden müşahhas hedefler konuldu". Diyor...
Sevgili okuyucularımız böyle bir konferansın programında 35 milyon Müslüman Doğu Türkistan Türkünün de kadınlarını temsilen bir Doğu Türkistanlı hanıma söz hakkı verilseydi neler söyleyecekti acaba biliyor musunuz? Çünkü Doğu Türkistan'da bırakın kadınlara yukarıdaki hakların tanınmasını insanlık dışı baskı ve işkencelerle her yıl binlerce kadın mecburi kürtaj esnasında ve çalışma kamplarında hayatlarını yitirmektedirler. Bu toplantının Çin'de yapılmış olması da baskıcı Çin hükümeti için büyük bir talihsizlik doğrusu.

8.9.1995 tarihli Sabah Gazetesinin Çin'de yapılan 4. dünya kadın konferansı hakkında ki bir haberinde ABD Başkanı Bill Clinton'ın eşi Hillary'nin söz konusu konferansta Çin'deki insan hakları ihlalleri konusundaki eleştirileri ne Çin Dış işleri Bakanlığı sözcüsünün gösterdiği tepkiden bahisle şöyle denildiği yazılıyor. "ABD' nin iki ülke ilişkilerini zora sokacak yeni sorunlar yaratmak verine bir takını etkili önlemler almasını umuyoruz."

Sabah Gazetesinin aynı sayısın da "Nükleer Protesto" başlığı altında verilen haberde de şöyle diyor.
"Öte yandan. Avrupa parlamentosundan bir gurup kadın milletvekili Çin'in başkenti Pekin'de nükleer denemeleri protesto etti. 8 Danimarkalı. 2 Finlandiyalı ve 2 Norveçli kadın milletvekilinin katıldığı protesto gösterisi Pekindeki Parlamento binası önünde gerçekleşti. Kadın milletvekilleri Çin'in yaptığı nükleer denemeyi protesto eden ve bu tür denemelerin durdurulmasını isleyen bir mektubu da Devlet Başkanı Jiang Zemin'e iletmesi için Parlamento Başkanı Qiao Shi'ye verdiler."

Muhterem Gökbayrak okuyucuları bu tür protestolar yıllardır yapılıyor fakat hiçbir sonuçla elde edilemiyor.
Can çıkar huy çıkmaz derler
Huylu huyundan vazgeçer mi?

15.9.1995 tarihli Zaman gazetesindeki "Çin'de Dalai Lama rahatsızlığı" başlıklı haberde ABD Başkanı Bill Clinton ile sürgündeki Tibet hükümetinin lideri Dalai Lama arasında Washington'da gerçekleştiren görüşmeyi protesto etti. Diyor ve devam ediyor.
Çin dış işleri bakanlığı sözcüsü Chen Jian Çin hükümeti ve halkı, bu davranış karşısında hoşnutsuzdur. ABD'nin bu tutumu Tibet'in Çin'in ayrılmaz bir parçası olduğu konusundaki düşüncelerine ters düşmektedir ve Dalai Lama'nın bölücü faaliyetlerini destekleme niteliği taşımaktadır dedi. 1950'de Tibet'in kontrolünü eline geçiren Çin Tibet'in Bağımsızlığı ile ilgili tüm görüşleri reddediyor.

Değerli okuyucularımız: Tibet'in haklı davasını başta Budist alemi olmak üzere zaman, zaman diğer ülkelerden destekleyenler çıkıyor. Pekiyi aynı akibete uğrayan ve bağrında 35 milyon Müslüman Türk'ü barındıran Doğu Türkistan'ı kimler destekliyor.
Lütfen bir adım öne çıksın!

İRAN NE YAPMAK İSTİYOR?
Zaman gazetesinin 01.10.1995 tarihli nüshasında "Çin-İran nükleer işbirliğine devam" ediyor. Çin'in Tahran Büyükelçiliği İran ile Çin arasında nükleer reaktör yapımı konusunda imzalanan anlaşmanın iptalini gerektiren herhangi bir neden olmadığını bildirdi. Sözcü iki ülke arasında nükleer alandaki işbirliğinin Uluslar arası Atom Enerjisi (IAEA) denetiminde yürütüldüğüne dikkat çekerek "iki ülke arasındaki nükleer anlaşmayı durdurmak veya iptal etmek için bir neden yok" dedi.

Pekiyi. Doğu Türkistan'ın Lop Nor bölgesinde yapmakta olduğu nükleer denemelerle her deneme sonunda sayısız insanın etkilenme sonucu ölmesi binlerce çocuğun sakat doğması. Ekolojik dengenin alt üst olması, söz konusu İran-Çin antlaşmasının sona erdirilmesi için Çinlilere göre bir neden sayılmayabilir, fakat Müslüman bir ülke olan İran için bir sebep olamaz mı?
Unutulmamalıdır ki zalimin zulmüne destek verenlerde zalimlerdendir.

  • 764 defa okundu.