Sonay BATUR
Malmö University Global Political Studies
(International Relations)
Çeviren: Çoşkun TURGUT

    Çin’in Orta Asya sınırını oluşturan bölge Doğu Türkistan’dır. Türk ve Müslüman ve bölgede ki en büyük etnik azınlık olan Uygurlar 16,6 milyonluk nüfusun 7 milyonunu oluşturur. Doğu Türkistan yaklaşık 1 milyon Kazak ve daha az sayıda Kırgız ve Tacik’in de yuvası olduğu için bu bölgenin Orta Asya ile demografik benzerlikleri vardır.

1-) Orta Asya; Asya ile Avrupa arasında bir köprü gibidir. Bu bölgede ki barış ve istikrar Çin’e Avrupa ve ötesine ulaşabilmesi için çok arzuladığı kara rotalarını sağlayacaktır ve hiçbir ülke bu bölgede Çin’den daha fazla barış ve istikrar arzusu duyamaz. Çünkü bu bölgede ki çalkantı veya karışıklık, bölgede ki siyasi ve ekonomik işbirliğinin geleceğini zayıflatır. Çin; Orta Asya sınırındaki Müslüman çoğunluğun bulunduğu Doğu Türkistan’da istikrar istiyor ve bu bölgedeki istikrarsızlık Doğu Türkistan’daki istikrarı kaçınılmaz olarak bozacaktır ve bu durum Çin’in gerçekten kaçınmak istediği bir durumdur.

2-) Bütün Orta Asya ülkelerinin sınır bölgelerinde Uygur nüfus mevcuttur ve Çin’de özellikle ortak sınırlara sahip olduğu ülkelerle iyi ilişkiler kurmak istemektedir. Orta Asya ülkelerindeki bağımsızlık ayrılıkçı unsurları teşvik etmiş ve ilham vermiştir. Uygur ayrılıkçılığı Kazakistan’da aktiftir. Afganistan’daki savaş ve istikrarsızlık Çin’in sınır bölgelerini de etkilemiştir ve Çin, Orta Asya ülkelerindeki istikrarsızlığın kendi güvenliğini de zayıflatacağını fark etmiş ve ayrılıkçılıkla ve aşırılıkla mücadeleyi Orta Asya dış politikasının temel taşı haline koymuştur.

3-) Orta Asya Çin’in milli çıkarları için hayati öneme sahiptir ve Doğu Türkistan’da mücadele vermekte olan aşırı gruplar Orta Asya’da Çin’in istikrarını tehdit etmektedir. Türk kökenli etnik Uygur Müslümanlar bağımsızlıklarını kazanmak için mücadele etmişlerdir ve Çin bu mücadelelerin Tayvan ve Tibet’i de etkilemesinden korkmaktadır. Çin komşuları ile olan sınırlarında istikrar sağlama ihtiyacı hissetmektedir. Bu yüzden Çin hükümeti sınırlarda istikrarı ve güvenliği sağlayabilmek için bölgede ki, tüm ülkeler ile anlaşmalar oluşturmak ihtiyacı duymuştur.

4-) Bölgesel Güvenlik ve Çin’in Çıkarları Açısından Şangay İşbirliği Organizasyonu; 1996 da Şangay 5 kuruldu ve bunlar bölgede siyasi ve ekonomik istikrar sağlamayı ve Orta Asya’da İslami bağımsızlığı engellemeyi umuyorlardı. Ayrılıkçılığın kontrol altına alınması, Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Çin’in kontrolünün sağlanması açısından önemlidir. Burası Çin’in kuzey batı bölgesidir ve Rusya, Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Keşmir ile sınırları vardır. Orta Asya ülkelerinin Doğu Türkistan halkıyla ortak kültür, din, dil ve etnik bağları vardır.

5-) Bu açıdan bu bölgedeki istikrar Çin’in Orta Asya’daki çıkarları açısından önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü bölgedeki istikrarsızlık Çin’in Doğu Türkistan üzerindeki kontrolünü tehdit edebilir.

6-) Rusya ve Çin ihtiyaç duydukları enerji ve teknolojiyi sağlayabilmek için işbirliği halindedir. İki ülkenin de şu açılardan benzerlikleri vardır. Ayrılıkçı hareketler (Çeçenistan ve Doğu Türkistan) Her ikisi de Şangay İşbirliği Organizasyonunun üyesidir. Radikal gruplar ve güvenlik meseleleri her iki ülkede de mevcuttur. Bu yüzden her ikisi de, sağlam enerji kaynakları ve ticaret yolları planlamasına sahip olmayı hedeflemektedir. Şangay İşbirliği Organizasyonu Orta Asya’nın geleceği ve dünya politikaları için önemlidir. Burada ki ana nokta Şangay İşbirliği Organizasyonunun bu ülkelerin çıkarları için bir araç iken ileri de çıkarları için bir engel olmasının da mümkün olmasıdır. Şangay İşbirliği Organizasyonu bu tehditleri bertaraf etmek için kurulmuştur. Çin bu organizasyonun oluşumunda ana güç unsuru olmuştur. Çünkü bölgelerinde ki ayrılıkçı eğilim ve unsurları durdurmak için gerekli bütün önlemleri almaya başlamıştır. Şangay İşbirliği Organizasyonu üye devletlerin terörizm, aşırılık, ayrılıkçılık gibi bölgesel güvenliği tehdit eden unsurları engellemek için işbirliği yapabilecekleri bir platform olmayı hedeflemiştir. Şangay İşbirliği Organizasyonu gerçekte bölgesel bütünlüğü mü sağlamaya çalışmakta? Yoksa büyük güçlerin çıkarları için mi çalışmaktadır? Bu organizasyon entegrasyon açısından büyük bir öneme sahip olmasına ve terörizmle savaşarak Orta Asya’da güvenliği sağlamasına rağmen, bu bölgedeki süper güçlerin bölgenin sağlayacağı zenginlik üzerinde tam kontrol sağlamasına zemin hazırlayacaktır.

Sınırlı Özerklik ve Baskı Politikası:
Doğu Türkistan’daki büyük ekonomik kaynaklar ve stratejik konumu ayrıca enerji koridoru olma potansiyeli bu bölgeyi Çin’in ekonomisinin bel kemiği haline getirmektedir. Bu bölge sadece çok ihtiyaç duyulan enerjiyi üretme potansiyeline sahip olmakla kalmayıp ayrıca bir enerji koridoru olma potansiyeli vardır. Ayrıca, nükleer ve balistik füze alanı olması bölgenin önemini arttırmaktadır. Bu yüzden Çin bu bölgeyi güvenlik, barış ve normallik getirmek için her çaba da bulunacaktır. Çin bu bölge de istikrarı sağlayıp kontrol altına almalıdır. Çünkü bu bölgenin ekonomik, stratejik ve askeri önemi vardır. Doğu Türkistan’ın Orta Asya ülkeleri ile ekonomik, ticaret ve sınır güvenliği açısından hayati önemi vardır ve doğal kaynaklara sahiptir. Çin açısından Orta Asya ülkeleri çok ihtiyaç duyulan petrol ve gaz ürünleri yönüyle önemlidir. Artan ticari aktiviteler 1999’a kadar Doğu Türkistan’da sınır ötesi demiryolu ve 15 sınır geçiş noktasının oluşumuna yol açmıştır. Aynı yıl ithalat ve ihracatın 1 milyar doların üzerine yada diğer bir ifadeyle bu bölgenin dış ticaretinin %50 si civarında olmasıyla bu bölge Çin’in en büyük sınır ticaret bölgesi olmuştur. Bölge de istikrar aramanın en önemli sebeplerinden biri bölgede büyük enerji kaynaklarının olmasıdır. Çin dünyanın en büyük petrol üreticilerindendir ve Çin ekonomisi büyümeye devam ettikçe petrol, kömür ve gaz gibi enerji ihtiyacı da artacaktır ve dolayısıyla Doğu Türkistan’ın artan önemi de büyüyecektir. Bu yönden bölgede ki terörizm olayları petrol, gaz ve kömür maliyetini etkileyecektir.

7-) Çin; Doğu Türkistan bölgesinde istikrar istemektedir. Bölge de istikrarın devamı Çinli yetkililer için çok önemlidir. Çünkü bölge de şiddet artar ve kontrol edilemez hale gelirse, Birleşmiş Milletler veya ABD (Amerika Birleşik Devletleri) gibi istenmeyen misafirleri davet edebilir. Bu yüzden Çin bölgede ki tek süper güç konumunu devam ettirmek, korumak istemektedir ve toprağını korumak için büyük tedbirler alacaktır. Bu yüzden Çin güvenliği sağlayabilmek için baskı politikası uygulamaktadır. Azınlıklara yönelik Çin politikasının 3 yönü vardır. Azınlıkların tanımlanması ve tanınması, sınırlı özerklik ve baskı politikası, Azınlık gruplara yönelik nihai Çin politikası asimilasyondur. Fakat Çin politikasının bu üç yönü Uygurları istenmeyen şekilde etkilemiş ve 1949 sonrası dönemde etnik kimliklerini güçlendirmiştir. Çin hükümeti, Çinli sosyolog Fei Xiaoton’un öncül çalışmasını takiben etnik tanımlama ve tanımayı gerçekleştirme sürecine başlamıştır. Xiaoton bölge de detaylı bir çalışma yaptı ve 400 azınlık grubu tanımladı. Sonuç olarak Han Minzu çoğunluk ve Shaosh Minzu azınlık olarak tanımlandı. Fakat Çin’in milliyeti tanımlamasında ki yöntemine yönelik başlıca eleştiriler. Millet tanımını dört ortak unsura dayandıran Stalinist bir tanımlama kullanmasıydı; bunlar ortak dil, coğrafya, hayat ve kültürdür. Ayrıca bilim adamları bu yöntemin Çin’deki farklı kimlikleri göz ardı etmesi sebebiyle tamamen uygulanmaması gerektiğini öne sürüyorlar.

8-) Çin’in azınlık gruplara yönelik politikasının ikinci yönü yasal haklı özerkliktir. 5 özerk bölge oluşturulmasına rağmen 1954 Çin anayasası ayrılma hakkını yasaklamaktadır. Bunun yerine bölgesel özerklik sunmaktadır. Aynı nedenle Doğu Türkistan bölgesinde Uygur nüfus iskân edilmiştir. Fakat Doğu Türkistan Han göçüyle birlikte gerçekleşen bölgesel özerklik başlangıcı özerk Uygur toplumunu bu bölgede azınlık haline getirmiştir. Bu politika azınlık grubuna yapılan özerkliğin temelini tahrip etmiştir.

9-) Çin hükümetinin Uygur toplumuna uyguladığı baskıcı politika bir kaos oluşturmuş ve Uygur kimliğinin büyük tehdit oluşturacak şekilde teşhir edecek ölçüde sağlamlaştırmıştır. Bu bağlamda Uygurlar 1954’te Bingtuan veya Sincan Üretim ve Yapılanma Heyetini kurmuşlardır. Bu temelde Doğu Türkistan’daki etnik azınlığın kontrolünü hedefleyen bir tür askeri yapılanmadır. Bu heyet 1975’te dağıtılmıştır, fakat 1981’de bölgede Çin etkisini sürdürmeye bir aracı olmak hedefiyle yeniden oluşturulmuştur. 1990’larda bu birliğe merkezi hükümetin yetkisi devredilmiştir. Olağan dönemlerde ekonomi gözetleme görevi yapmakta, fakat olağanüstü dönemlerde Doğu Türkistan’da ki hoşnutsuzlukları bastırmak için askeri birlik, ordu görevi yapmaktadır.

Çin hükümetinin Uygur toplumuna karşı bir diğer baskıcı politikası petrol şirketleri marifetiyle Hanların bu bölgeye göçünde kendisini göstermektedir. Bunun Uygur toplumu üzerinde çift etkisi olmuştur. Birincisi Uygur toplumunun bölgesel nüfusu marjinalleşmiş ve bölgenin ekonomisi merkezi hükümetin taleplerini tatmin edecek şekilde manipüle edilmiştir. İkinci olarak üst siyasi görevler Hanların idaresine verilmiştir. Bu dengesiz taraflı ekonomik ve siyasi dağılım ve paylaşım Uygurları son derece mahrum bırakmıştır. Genel olarak Çin hükümetinin bu baskıcı ekonomik ve siyasi politikaları Uygur toplumuna karşı kötü, negatif sonuçlar oluşturmuştur. Uygurlara karşı olan Çin hükümetinin bu baskıcı politikasının yansıması Uygur kimliğinin billurlaşmasına yol açabilir.

10-) Kültürel tehditleri anlamında da Çin hükümetince yapılan girişimler vardır. Çin hükümeti Çincenin kurumlaşması ve din hürriyetinin kısıtlanmasına yönelik çabalar sarf etmektedir. Bu çabalar Uygur kültürünün etkisinin azalması ve kimliklerinin tehdit edilmesi çabalarına hizmet etmektedir.

Son yarım asırdır Çince eğitim, iş ve bölgesel idarede kurumsallaştırılmıştır. Uygur kimliğine yapılan en büyük saldırı dinleri olan İslamiyet’e yapılmaktadır. Çin hükümeti güçlü bir Çin oluşturmak istemekte ve Uygur hareketinin etnik özelliğini kabul etmemektedir. Çin Doğu Türkistan’ı kendisinin bir parçası olarak görmekte ve milli bölünmeyi önleyici her türlü çabaya başvurmaktadır.

11-) Sonuç: Doğu Türkistan stratejik konumu ve büyük zenginliklere sahip olması sebebiyle hiç şüphesiz, Çin hükümeti tarafından büyük öneme sahip bir bölge olarak görülmektedir. Doğu Türkistan’daki Uygur çoğunluk nüfusu Çin hükümetine karşı pek çok vakada baş kaldırmıştır. Çünkü kendilerini altında tutulan bir toplum olarak görmekteler ve kimliklerinin Çin’in asimilasyon politikasıyla baskı altına alındığını düşünmektedirler.

Doğu Türkistan azınlıkları üzerine uygulanan aşırı asimilasyon politikası hiç şüphesiz etik dışıdır. Böylece Uygur milliyetçiliği bu süreçte yükselmektedir. Bu politikalar Uygurların Self-determinasyon hakkını elde etmesini amaçlayan bazı gizli örgütler tarafından bölgede görev yapan Çinli görevlilere bazı saldırılar yapılmasına zemin hazırlamıştır. Orta Asya’da terörizmin yayılması bölgede ki bütün milletler için bir tehdittir ve Çin komşu ülkelerle güvenlik meselelerinde iş birliği yaparak bu tehdidi bertaraf etmeyi kendi çıkarına uygun görmektedir.

Pekin pek çok Orta Asya devleti ile sınır olması sebebiyle Orta Asya’daki terörizm artışının Doğu Türkistan’a sıçramasından korkmaktadır. Çin görevlileri bölgedeki ekonomik refahın halka zenginlik sağlayacağına ve nihai olarak terörizmin yayılmasını zayıflatacağına inanmaktalar. Bu yüzden Çin yetkililerince, eğer terörizme sebep olan radikalizmi yayılmasını engellemek isteniyorsa, ekonomik gelişim bu bölgede bir mecburiyettir.

Dipnotlar:
1. (Allison & Jonson 2001: 161)
2. (Allison& Jonson, 2001:153)
3. (Allison & Jonson 2001: 163)
4. (Snyder 2008:16)
5. (Kellner 2006: 5)
6. (Kellner 2006: 19)
7. (Wong 2003: 4)
8. (Bhattacharya 2003: 364)
9. (Bhattacharya 2003:365,366)
10. (Bhatacharya, 2003: 366-370)
11. (Bhatacharya, 2003:370, 371)

Kaynaklar:
Allison, R, Jonson, L., 2001. Central Asian Security: The New International Context.    [E-book] Washington: Brookings Institution Press. Available through: Malmö University Library website [Accessed 23 August 2010]
 Snyder, M., 2008. The Shanghai Cooperation Organization, Stanford University, [online] Available at: [Accessed 6 August 2010].                                                                                                                                                                    
 Kellner, T., 2006. The Shanghai Cooperation Organisation and China’s Strategy in Central Asia, [online] Available at                                      

[Accessed 10 August 2010]
Wong Colonel Ming T., 2003. Xinjiang and China’s National Security: Counter-Terrorism or Counter-Separatism? USAWC Strategy Research Project, [online] Available at:    [Accessed 7 August 2010] 
 Bhattacharya, A., 2003. Conceptualising Uighur Separatism in Chinese Nationalism, Strategic Analysis, [online] Available at: [Accessed 8 August 2010] 
http://www.bilgesam.org/en/index.php?option=com_content&view=article&id=322:east-turkestan-and-chinas-security&catid=107:analizler-cin&Itemid=134  Sitesinden Alınmıştır.



  • 930 defa okundu.