Mehmet Cantürk
 
Abdulkadir damollam Kaşgarın kasabalarınra Artuşun Meşter kentinde Hicri 1281 'de dünyaya geldi. Artuş hakkında kendinin Cevahiril -İkan isimli eserinde şöyle diyor. Artuş kaşgardan 4 fersah mesafe uzakta bulunan bir kasabadır.

Nihayenin sahibi Mevlana Zeyniddinde Artuştandır. Türkistan’ın büyük fatihi Sultan Saltuk Buğra Gazinin türbesi oradadır.

Abdul Abdulvarisoğlu Kaşgar Buharalarda yüksek tahsili tamamladıktan ve Batı Türkistan da bir kaç sene ders okuttuktan sonra Kaşgara dönerek kısa zaman içinde çok büyük alimler yetiştirmiş ve kendiside Kaşgar kadılığına tayin olmuştur.

Hac farzını eda için hicaza oradanda Mısıra vararak büyük alimler ile sohbet ve temaslarda bulunmuştur. Vatanı Doğu Türkistan’ı esaret ve kölelikten kurtarmak için ilk önce halkın fikir ve düşüncesini yükseltmek gayesi ile Türkistan medreselerinde okutmakta olan faydası az anlaşılması zor kitapların yerine kısa kolay ders kitaplarını Uygur halk dili ile dini kitaplar neşretmek gayesi ile aşağıda ki eserlerini yazarak yayınlamıştır.

1- Akaidi Zaruriye
2- İbadeti İslâmiye
3- İlmi - Tevcid
4- İlmi - Hesap
5- Orbecede
6- Bidayetin nehv
7- Bidayetusserfv
8- Cavahiru Likan
9- Muftahul-edep - Li-fenmi - Kelamilarab gibi kitaplardır.

Böylece ne din ne de dünyamıza faydası olmayan mantık - kelam gibi safsataları ortadan kaldırıp Kuran ve hadis ilmine dönüş için ilim erbaplarını davet etmiştir.

10. Eseri ise Siracul millet milletin cerağı unvanlı bed ulemalı aşkı büyük ( Muhammet oğlu Ali)'nin bedulemali isimli İslam akidesi kasidesine halis Türkistanca nazım olarak yaptığı tercümedir. Abdulkadir Damollamın üstadlarından Han Murad Taşkendi tercümeyi gözden geçirerek aslından daha iyi olmuş diye sevinmiştir.

Sadi Şirazinin (gülistan) isimli eseri birçok dillere ter cüme olmuştur. Murat hoca isimli biri tarafından Uygurca’ya çevrilip Taşkent'te basılmış idi. Bu tercümenin aslında Abdulkadir Damollam çevirip Murat Hoca namında neşredilmiş olduğunu Medine’de vefat eden büyük alim Seyit Muhammet Tirazi (Altunhan Törem ) denmesiyle meşhur merhum tarafından açıklanmıştır. Bundan anlaşılan şudur ki Abdulkadir Damollam kendisi devrindeki okuryazar ilim erbabına musallat olan uyuşukluk ve sessizlik hastalıklarını ortadan kaldırmak ilim ve kalem erbabını yeni eserler yazmaya neşretmeye teşvik olarak kendi eserlerini dahi başkaları namına neşrettirmişti. Ne büyük ihlas ne büyük adam.

Kaşgarda kendisi müderrislik yapan Abdülveli bey medresesi ( takam medrese )sinde dini ilimler yanında matematik, coğrafya, tarih gibi ilim dallarında talebelerin seviyesine göre sınıflar açarak yenibir tahsil usulü ortaya koyup kendi ve ileri gelen talebeleri öğretmenlik görevi üstlenip az bir zaman zarfında din ve dünyadan haberdar bir çok münevverler yetiştirmiştir.

Bir taraftan toplumu kuşatan esaretin sıkıntıları hurafeler ve biddatları temizleyip cihad ruhunu geliştirmek için Kaşgar İdgah camiinde devam eden sohbet ve umumi dersler çok kabul görmüş ve büyük tesirler bırakmıştır. O zaman Abdulkadir Damollamın bu hareketleri halk içinde yenilik sayılır. Ne kadar faydalı olsa da bir yeni harekete ceditlik diye, halkı dinden çıkarıyor diye fitne eden gafil, hâin veya satılmışlar tarafından böyle hareketlere önder olanlar türlü saldırılara maruz kalırlardı.

Çin ve Rus müstevileri bu tür saldırıları el altından sürekli desteklerlerdi. Abdulkadir Damollam bu tür saldırılara maruz kalmış ise de ihlâsı ve sabır sebatı neticesinde başarılı bir halde ıslah hareketini devam ettirirken, Kasgar ketmen pazarı mahallesinin müezzini olan Ahmet isimli bir hain damollamın avlusunda gizlenerek, Damollamın gece abdest için çıktığı vakit sırtından hançerleyerek Abdulkadir Damolamı şehid etmiştir. (1922 yılının yaz ayları) Damollamın şehid oluşu tüm yurdu derin bir üzüntüye boğmuştur. Damollamın öldürülmesini üstlenen müezzin Çinliler tarafından Kaşgarlardan alınarak sözde Ürümçiye götürülerek yargılanmıştır. Ancak Ürümçide bu hain müezzinin yargı önüne çıktığını gören veya şahit olan yoktur.

Dış dünyadada merhumun şahadeti çok teessür ve üzüntü ile karşılanmıştır. Rıza Fahrettin İslâm mecellesinde Damollamın öldürülüşü hakkında uzun bir makale yayınlamış ve yazışma ile tanışmış olan Mevlâna Enver Şah Sahib Damollamın kendi halkı tarafından öldürüldüğünü duyunca şöyle demiştir: "Malesef Damollamın halkına yakında büyük bir belâ ve kaza gelmesi muhakkaktır. Zira alimlerini öldüren bir toplumun bu dünyada Allah'ın gazabına çarpılışı bir gerçektir." Seyid Murat Remzi Mekki Damollam hakkında söylediği arapça mersiyesinin başlığı meâlen şöyle idi:

Benim başıma öyle musibetler geldi ki, gündüzlerin üzerine gelseydi kapkara gecelere dönüşüverirdi demektedir. 

Müsteviler böyle düzenlerle merhumu ortadan kaldırdılar. Ama bırakmış olduğu eserleri yok edemediler."Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın" Ayeti kerimesinin mazlumun ve
merhumun dökülen pak ve te miz kanından inşaallah gülleri açmış olur. Merhuma Türk İslam dünyası ve cihad ilim erbabı tarafından ecri azim dileriz. Amin.

  • 750 defa okundu.