Amy REGER/AraştırmacıYazar
THE HUFFINGTON POST12 Aralık2009 
Çeviri: Arzu AKGÜN

Başkan Obama geçen ay Şangay'ı ziyareti sırasında, belediye binasındaki toplantıda özgür bilgi akışının faydalarını vurguladı. Çin'in Doğu Türkistan'daki Çin'in altıda birini kapsayan bölge yaklaşık 20 milyon vatandaşı, bölgenin başkenti Urumçi'de 5 Temmuz 2009'da olan olaylardan sonra devlet tarafından uygulanan internet kesintisi ile karşı karşıya kaldı. Doğu internet kullanıcılarının karanlığa gömülmesinin üstünden nerede ise beş aydan fazla zaman geçti. Bu da çoğu kişinin işini durdurdu, online iletişimi engelledi ve barışçı protestolar, kötü muameleler ve kitle halinde tutuklamalar hakkında konuşulmasının önüne geçti. İnsan Hakları Gözlem grubu tarafından ekimde yayınlanan rapora göre Doğu Türkistan'da yüksek sayıda, Uygurların "zorla kayıp" olarak nitelemenin yerinde olacağı tutuklanmaları arttı. Bu da, 5 Temmuz ile beraber Çin hükümetinin kanunların uygulanmasını hiçe saydığının uluslararası çapta daha fazla fark edildiğini göstermektedir. 

Uygurların şehrin Han Çin sakinlerine kötü davrandığı doğrulanmaktan uzak iken, uluslararası topluluklar Urumçi'nin her yanında Han Çinlileri'nin ordu ve güvenlik güçleri tarafından Uygurlara karşı uygulanan kötü muameleyi kınadılar. Dünyanın her yanındaki insan haklan organizasyonları ve hükümetler, 5 temmuzdan sonraki tutuklamalara dair adalet ve açıklık eksikliğini vurguladılar. 5 Temmuzdan beri, denizaşırı insan haklan grupları ve ayrıca diğerleri, Uygurların Urumçi'deki protestolarda ilk olarak barışçı bir şekilde Çin Halk Cumhuriyeti bayrağı taşıyarak sosyal ve politik üzüntülerini meşru bir şekilde dile getirdiklerinin altını çizdi. 

Gözlemcilerin çoğu, Doğu Türkistan'da yaşayan herkesin barış ve huzuru için Çin hükümetinin sorunlara çözüm yolu araması gerekliliğini vurguladılar. insan Hakları örgütleri Çin'i, işsizlik, gelir dağılımı, dini baskılar, Uygur dilinin yok edilmesi, Uygur kadın ve çocuklarının zorla doğu Çin'e göç ettirilmesi gibi sorunlarla ilgilenmeye çağırdı.Bu çağrı, problemlerin çözülmesine aracılık etmek ve Uygurların sorunlarını barışçı ve verimli bir alanda ifade edebilmeleri için aracılık yapma fikri ile yapılmıştır.Çin hükümeti, uluslararası arenada 5 Temmuz'un protesto ve kötü muameleleri, düşman dış güçlerin (Uygur lider ve Dünya Uygur Kongresi başkanı Rabia Kader) organize ettiği terörist olaylar olarak göstermekte başarılı olamazken, görünen o ki, Çin görevlileri Temmuz 2009'da Urumçi'ye toplanan uluslararası muhabirler için özgürlük konusunda artan bir açıklık görüntüsü vermeye çalışmada inanılmaz bir uzmanlık sergilediler.Çoğuna göre, 5 Temmuz'dan sonra Çin'in yabancı muhabirlerin gözündeki algısında Mart 2008'de olan Tibet olaylarına göre değişiklik yaptı. Örnek olarak, en son Doğu Asya Forum'unda, yazar Mike West şöyle dedi; "Çin'in bu seferki açıklığı, batılı yorumcularca kayda değer bir açıklık olarak nitelendirildi." Diğer yandan, otoriter bir rejimin bir yıllık bir zamanda kendini inanılmaz bir şekilde şeffaflaştırabilmesi de merak uyandırabilir. Kanıtlar gösteriyor ki, Çin, batı medyasına nasıl görüneceğini düşünürken, Doğu Türkistan'dan bilgi çıkışını nasıl kontrol edeceğini ve yöneteceğini öğrenmiştir, hepsi bu. Çin, Urumçi'de, gazetecilerin isteklerini yönetmede, 2008 yılında Lhasa'da uluslararası medya üzerindeki yasağın aksine inisiyatif alarak, gerçeği tanımlamak ve güvenilirlik görüntüsü almak için bir fırsat yakalamayı başardı. Eğer Çin'in Urumçi'deki muhabirlere açıklığı, uluslararası medyayı manıpule etmenin ötesi bir şey olsaydı, insan Haklan Gözlemcilerinin raporlarında tavsiye ettiği gibi Birleşmiş Milletler özel mekanizmalarını kabul etmedeki açıklığı ile tutarlı olurdu. 

Çinli liderlerin böyle bir işlem yapıp yapmayacağı belli değilken, Çin'in,  performansını  değerlendirmek için veya huzursuzluk sonrası özellikle doğru koşulları araştırmak için uluslararası organların karşılama açısından sicili oldukça kötü durumda. CCP Merkez Komitesinden bir memur, kendisine Çin'in neden Mart 2008'de Lhasa'da olan olayları araştırmak için uluslararası organları davet etmediğini soran Alman gazeteciye bunun Çin'in işleri olduğunu ve asla izin vermeyeceğini söyledi.

Internet kısıtlamasına ek olarak, Çinli yetkililer bölge dışına yapılan uluslararası telefon görüşmelerine de blok koydular ve Doğu Türkistan temelli olmayan sosyal iletişim sitelerine ve Uygur forumlarına yasak getirdiler. Çin halkının bir kısmının bilgi erişimine yapılan bu yasaklama açıklık ve şeffaflık değil, hükümetin kendisinden gelmeyen haber ve iletişimi yönetmek ve kontrol etmek istediğini gösterir. Ayrıca, Doğu Türkistan'daki bilgi akışının kesilmesi, Urumçi'de halk arasında paranoya ve histeri oluşturdu ve şırınga saldırılarına dair yüzlerce asılsız söylenti çıktı, (hükümetin kendisinin bu şırıngalı saldırıların teröristler tarafından yapıldığını söylemesinden bahsetmiyorum) Geçen Eylül ayında, bölgede devam eden internet kısıtlamasının yanı sıra, Doğu Türkistan'daki kanun koyucular, ayrılıkçılığı online tartışırken internet kullanıcılarını yasakladılar. "Bilgi Promosyon Faturası" diye ironik bir şekilde tanımlanan durum, yetkililerin tehdit olarak gördükleri e-mail, web sitesi, online iletişim forumlarını engelleme amacı taşıyor görünüyor. 

Tasarı sadece 5 temmuzda ve sonrası günlerdeki olayların video ve görüntülerini paylaşmak isteyen internet kullanıcılarını kısıtlamakla kalmıyor aynı zamanda hükümet yetkililerinin Uygurları engelleme ve cezalandırma alanını genişletiyor. Temmuz ayında Doğu Türkistan'a gelen bütün yabancı gazeteciler için bölgede internet erişimi sağlanmakla birlikte hükümet yetkililerinin eşliğinde çalışmaları istendi, insan Hakları izleme Örgütü tarafından, belirtildiği gibi "hükümetin istemediği bilgileri paylaşmak isteyen olduğunda engel olundu ve bazı durumlarda, gözaltına alındı ve bölge dışına çıkarıldı" insan Hakları izleme Örgütü'nün raporunun belirttiğine göre, yetkililerin onaylamadığı şekilde raporlama yapan bazı yabancı gazeteciler gözaltına alındı. 

Bunların arasında, güneybatı şehri Kaşgar'ın durumunu bildiren muhabirlerde vardı. Şehirden zorla çıkarıldılar. Hong Kong muhabirleri de eylülde Urumçi'deki protestoları aktardıkları için paramiliter polis tarafından dövüldüler. Kaşgar ve Urumçi'ye girmesine izin verilen deneyimli bir BBC muhabirinin gözlemleri, Çin hükümetinin batılı gazetecilerin algısını nasıl yönettiğini gösteriyor, "Kuşatma Altındaki iki Şehrin Hikayesi" adlı raporunda BBC editörü John Simpson, Kaşgar'daki köktendinci Uygur imama dair uyarıları ile Çin hükümetinin propagandasını yaptı.

Simpson'un temmuz olaylarındaki ölü sayısına dair niteliksiz resmi rakamları da içeren iddiaları, kayıp rakamları veya Uygur terörizmi iddialarına dair resmi söylemlerin doğruluğu başka bağımsız kaynaklardan araştırılmadan, sorgusuz gerçek olarak aktarıldı.Simpson'ın raporuna göre "vatanseverlik" üzerine vaaz veren Uygur imam aşırı dinciliğin önüne geçmek için bastırılmıştır. Belki de Kaşgar'ın resmi çizgisi hakkında "köktedincilerin yatağı" demek Kaşgar'a dair uluslarası raporların kısıtlanmasını haklı çıkarmak için güvenli bir yoldur. 

Çin hükümetinin bölgedeki demir yumruk politikalarını haklı çıkarmak için "Uygur terörü" etiketini kullanmaları daha kapsamlı bir yoldur. Güvenlik görevlilerinin, daha önce 200.000'den fazla Uygur sakininin yaşadığı ve geleneksel Uygur kültürüne dair tarihi bir merkez olan Kaşgar'da olan yıkımların haber yapılmasının, bildirilmesinin engellenmesi için güvenli bir bahanedir bu. Şubat 2009'da başlayan ve temmuzla beraber ivme Eski Şehir'in yıkımına dair Uygurların seslerini duyurma şansları olmadı. Simpson ve ekibinin görüntülediği bir Uygur kadına göre 10 Uygur intikam saldırılarında ölürken 198 Çinli öldü.Gazetecilerin araştırma yaptıkları konularda bağımsız ve farklı bakış açılarına sahip kişilerden konuları araştırmaları gerekiyor. Tabi güvenlik personeli tarafında takip edilen Urumçi sakini bir Uygur'un yabancı bir televizyona konuşurken ne kadar bağımsız olacağı da tartışmalıdır. 2004'te Ghulija şehrindeki Dilhex Tiliwaldi'ye olduğu gibi Doğu Türkistan'da olanlara dair yabancı gazetelere hükümet politikasının aksi yönde bilgi veren Uygurlar da "kayboluyorlar" BBC hiçbir niteliği olmayan resmi hükümet rakamlarını tekrar ediyor. Batı medyasındaki haberler, Urumçi'deki ve Shaoguaon'daki, 5 temmuz protestolarının tetiklemesi olarak görülen, 26 Temmuz 2009'da bir fabrikada yapılan ölümcül saldırıya dair resmi ölüm rakamlarını veriyor. Çoğu raporun Uygurlara karşı şiddet iddiaları veya resmi rakamlara dair şüpheleri belirtmediği gibi, birçoğu Urumçi'de 197 kişi öldü, 1600 kişi yaralandı ve "2 Uygur erkek Uygur Han kavgasında öldü" diye geçiştiriyor. Olaylara sadece Çinli yetkililerin yansıttığı şekilde bakmamak gerekiyor.

Uygur hakları grupları, Doğu Türkistan'daki duruma dair gazetecilerin haber yapacağı zaman en önemi kaynaklardan birisi olmalıdır. Bütünlüklü bir gazetecilik için olaya her yönüyle bakmak gerekir, Uygurların sesini duymazlıktan gelmek yerine Çin hükümeti kadar Uygurların iddialarına da kulak verilmeli. Ancak görünen o ki, medya, önlerine konulan büyük rakamlardan her zaman mutlu olur. Bu belki de 24 saatlik haber döngüsüne bir şeyler yetiştirebilmek içindir. Büyük ve etkileyici rakamlar her zaman etkileyicidir. Çünkü rakamlar karmaşık olaylara güvenilir bir kılıf sağlarlar. Çin hükümetinin halka baskısı ve bilgi akışını sıkı kontrolüne bağlı olarak yapamadıkları araştırmanın yerine geçer bu rakamlar.
Erişimdeki bu tekelin Çinlilerin elinde olması, onlara Uygurların ve insan hakları gruplarının iddialarının ortadan kaldırılmasını ve asılsız söylentiler olarak görülmesini sağlama imkanı verir. Tıpkı insan Hakları izleme Grubunun zorla ortadan kaybolmalar ile ilgili raporunda yaptığı gibi. Olimpiyat olaylarında ise protestoları "dostça iptal" ya da tamamlanmamış idari gereksinimler nedeniyle askıya alınmış gibi gösterilmiştir. Uygurların durumunda görünen o ki, devlet yönetimli basın yoluyla propaganda sayesinde haksız yere elde ettikleri başarılarıyla Çinli liderler kendileriyle gurur duymalılar. 

Online gönderme yapabilmek için tanımlanamayan bir yöntem kullanan batılı bir blogcunun yazdıklarını da içeren Doğu Türkistan'daki son haberlere göre, internet kullanıcılarının resmi haber sitelerine ve çok sınırlı olarak Doğu Türkistan temelli bazı internet sitelerine erişimi olduğunu ancak e-mail, skype, anlık mesajlaşma gibi imkanlara ulaşamamaktadırlar. Yetkililerin normal internet erişiminin ne zaman mümkün olacağını belirtmemektedirler.

  • 843 defa okundu.