RFA/Uygurca Servisi
Çeviri: Gökbayrak

Kısa bir süre önce Pekin'deki Çin Siyasi Kanun Üniversitesi tarafından organize edilen şincang'daki Milletler ilişkisi ilmi Analizi Toplantısı'nda Çinli araştırmacılar hem 5 Temmuz olayları hem de Çin hükümetinin şuan uygulamakta olduğu azınlık siyaseti hakkındaki görüşlerini ortaya koydular.

"Dalay Lama ve Rabiye Kadir'in de Çin'e çağrılması, özgür seçime katılmalarının sağlanması, milletlerin kendi kaderini kendilerinin belirlemesine izin verilmesi gereklidir."Toplantıda Çin Siyasi Kanun Üniversitesi tarih araştırmaları bölümü başkanı Prof. Go Jiyu açılış konuşması yaparak toplantı amacını belirtti ve Çin hükümetinin 60 yıldan beri uygulamakta olduğu milletler siyaseti hakkında uzmanların daha özgür fikir beyan etmeleri gerektiğini, katılımcıların Ürümçi olaylarından alınacak ders ve tecrübeleri Çin hükümetinin yanlışlarını düzeltmesi için korkusuz bir şekilde ortaya koymaları gerektiğini kaydetti. 

Çin'in şuan uygulamakta olduğu siyaseti hakkında konuşan Çin Hua Üniversitesi tarih bölümü profesörü Çin komünist hükümetinin azınlık milletlerin kendi kendini yönetme ve diğer kanuni haklarına riayet etmediğini, hatta azınlık milletlere karşı şiddet kullanarak baskı altına alma siyaseti uyguladığını, bunların sonucunda 5 Temmuz Ürümçi olayları gibi olayların meydana geldiğini belirtti ve konuşmasını şöyle sürdürdü. 

Şuan Çin'de uygulanmakta olan milletler siyaseti ve düzeni gerçekte imparatorluk düzenidir ve gerçek anlamda cumhuriyet düzenine uygun değildir. Ülkemizde uygulanmakta olan düzen uluslar arası alanda uygulanan tüm milletlerin eşitliğine dayanan demokratik düzenden çok uzaktır, Çin'de egemen olan halk değildir, iktidardaki parti asker gücüyle halkı yönetmektedir. Çin'de şuan iktidarda olan parti batı ülkelerinde olduğu gibi halk tarafından seçilerek iktidara gelmedi. Eğer Çin'de iktidar olacak parti gerçek anlamda halk tarafından seçilmesi gerekir diyeceksek Dalay Lama ve Rabiye Kadir'in de Çin'e çağrılması, özgür seçime katılmalarının sağlanması, milletlerin kendi kaderini kendilerinin belirlemesine izin verilmesi gereklidir. Ancak şuan hükümetimiz buna izin vermemektedir. 

Toplantıda konuşma yapan Çin Sosyal Bilimler Akademisi araştırmacısı Lyu Jingmin Çin'in şuan Uygurlara yönelik uygulamakta olduğu din siyaseti hakkında şunları söyledi: Biz Uygurlara karşı hem siyasi hem dini yönden baskı uygulamaktayız. Uygurların evlerinde dini ibadetlerini yerine getirmelerine yasal olmayan dini faaliyet demek çok gülünçtür. Hükümetin sürekli gündemde tuttuğu yasal olmayan dini faaliyet nedir? Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum. 

Toplantıya Pekin'deki genç Uygur entelektüelleri ve öğrenci temsilcileri de katıldılar. Toplantıda konuşma yapan bir Uygur genci 5 Temmuz Ürümçi olaylarının meydana gelme sebeplerini şu şekilde açıkladı: Bence Uygur halkı 60 yıldan beri otonom haklarını gerçek anlamda elde edemediler. Bunun net göstergelerinden biri 60 yıl içerisinde Çin bölgelerinden çok sayıda Çinli göçmenin Uygur otonom bölgesine getirilmiş olmasıdır. 1949 yılında Uygur otonom bölgesindeki Çinli nüfusu toplam nüfusun %6'sı iken bugün bu oran %46'ya çıkmıştır. Uygur otonom bölgesinde kurulmuş Üretim inşaat Askeri Timi'nde ise Çinli göçmenlerin oranı %90'dan fazla hale gelmiştir. Bunun dışında Uygur otonom bölgesinde köy kasaba yönetimine kadar tüm yönetim biriminde Komünist Parti teşkilat başkanları Han Çinlilerinden tayin edilmektedir. 

Hunen Üniversitesi profesörü Çin hükümetinin çift dilde eğitim siyasetini eleştirerek şunları söyledi: Çin hükümetinin çift dilde eğitim siyaseti gerçekte Çince ile eğitimi zorunlu olarak yaygınlaştırmak ve Uygurca ile eğitimi ortadan kaldırmak amacını gütmektedir. Amerika'nın milletler siyaseti ile Çin'in milletler siyaseti arasında büyük farklılıklar vardır, Çin hükümeti yerel etnik milletlerin dini inançlarına ve Uygur otonom bölgesinde Uygur halkının ana dilini kullanma özgürlüğüne saygı duymalıdır. 

Analiz toplantısı özgür bir ortamda yapılmış olup katılımcı uzmanlar bu toplantıda görüşlerini nispeten özgür bir şekilde ortaya koyma fırsatı buldular. Uzmanlar Çin hükümeti siyasetindeki eksiklikleri korkusuzca açıkladılar. 

Konuşmacılardan Hunen Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Şü Jimin Çin hükümetinin Şincang ezelden Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır tezini esprili bir şekilde eleştirerek şunları söyledi: Evet, hükümetimiz şuan genç nesillerin kulaklarına Şincang ezelden Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır cümlesini yerleştirmeye çalışmaktadır. Bundan dolayı otonom hakkı isteyenleri bölücülükle suçlayarak bastırmaktadır. Bu, geçimsizlik yaşayan karı kocanın boşanmak isteyen karısına kocasının senin boşanmaya hakkın yok, çünkü senin mal mülkün fazla, eğer sen mal mülkünle benden ayrılırsan çocuklarıma nasıl bakacağım, demesine benzer. 

Katılımcılardan bazıları Çin hükümetinin şuan uygulamakta olduğu siyaseti savunur bir tutum sergilediler. Uygur otonom bölgesinden gelen Şincang Sosyal Bilimler Akademisi çalışanlarından bir katılımcı Çin hükümetinin 5 Temmuz olaylarını bastırmadaki davranışını savunarak şunları söyledi: Evet, Şincang'da meydana gelen olaylar tabii ki yerel hükümetin milli siyasetindeki eksikliklerden meydana gelmiştir ve bunun çözümü yasal yollardan olabilirdi. Ancak şuan yurtdışında faaliyet gösteren örgütler ve devlet içindeki bazı şahıslara karşı Çin hükümetinin ülkenin bütünlüğü açısından takındığı tutum doğrudur. Çünkü zamanında Amerika'da meydana gelen güney kuzey savaşı da ülkenin bütünlüğünü koruma amacını taşıyordu. 

Diğer katılımcılar toplantının Çin hükümetinin 60 yıldan beri uygulamakta olduğu siyaseti hakkında ilmi analiz yapmak için düzenlendiğini, siyasi tutum takınmanın yanlış olduğunu dile getirdiler. 

Merkez Televizyonu sosyal ilişkiler programı yapımcısı Mı Jyao görüşlerini şöyle açıkladı: Çin'de halkın özgür fikir beyan etme hakkı olabilir mi? Gerçi şuan çeşitli kurum ve üniversitelerden gelen uzmanlar ve bilim adamları ile birlikte Çin hükümetinin milli siyaseti ve 5 Temmuz Ürümçi olayları hakkında ilmi analiz yürüterek bu tür olayların önüne geçmek için bu toplantıyı düzenlemekteyiz. Çin hükümetinin burada ortaya konan görüşleri dikkate alacağından kuşkuluyum. Eğer Çin hükümeti kendi halkını dinleyen bir hükümet olsaydı 5 Temmuz Ürümçi olayları ve geçen seneki Tibet olayları meydana gelmemiş olacaktı. Çin'de gerçek demokrasi inşa edilip insan hakları güvence altına alındığında ancak gerçek anlamda milli otonom düzeni gerçekleşebilir. 

Pekin'deki Siyasi Kanun Üniversitesi tarafından organize edilen bu toplantı uzman ve bilim adamlarının görüşlerini biraz daha özgürce beyan edebildikleri bir toplantı

  • 868 defa okundu.