Prof. Dr. Alimcan İnayet
Ege Üniversitesi,
Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü

A. Çin Komünistlerinin Vaatleri
Çin komünistleri Çin’de yasal ve meşru Milliyetçi Çin (Guo-min-dang) hükümetini devirip kendi hakimiyetini kurmak için Han Çinlilerinin yansıra diğer milletlerin de desteğine ciddi ihtiyaç duydukları dönemde azınlık hakları konusunda inanılmaz vaatlerde bulunmuşlardı. Çünkü diğer milletlerin desteği Çin komünist partisinin ölüm kalım meselesiydi. Dolayısıyla Çin komünistleri başlangıçta Han olmayan milletlerin kendi kaderlerini tayin etme haklarını koşulsuz olarak kabul etme eğilimi göstermiş, Çin’de Sovyet tarzı bir federasyon devlet yapısı oluşturmaya teşebbüs etmişlerdi. Hatta Mao Zedong 1910’lu ve 1920’li yıllarda kendi doğum yeri olan Hu-nan eyaletinin bağımsızlığını isterken, Çin’in 27 devlete ayrılması gerektiğini savunmuştur.(1) 
Temmuz 1922’de yapılan Çin Komünist Partisi 2. Ulusal Toplantısı’nda gönüllü federasyon ilkesi temelinde Moğol, Tibet, Uygur bölgeleriyle birlikte Çin Federe Cumhuriyeti kurulacağı ilan edilmiştir.(2) Çin komünist partisinin “milletlerin kendi kaderini tayin etme hakları” şeklindeki sloganıyla Han olmayan milletleri kendi safına çekmesi Milliyetçi Çin Partisi’ni de harekete geçirmiştir. Ocak 1924’te Milliyetçi Çin Partisi (Guo-min-dang)nin 1. Ulusal Temsilciler Meclisi”nde onaylanan “Ulusal Meclis Deklarasyonu’nda “Milliyetçi Çin Par-tisi’nin Çin’deki milletlerin kendi kaderini tayin etme haklarını tanıyacağı, emperyalizme ve militaristlere karşı devrimin zafer kazanmasından sonra, özgür, birleşmiş (milletlerin özgürce birleşmeleriyle) Çin ulus devleti oluşturulacağı ilan edilmiştir.(3)

Ocak 1929’da, Mao Zedong Jin-gang-shan’de kaleme alıp yayımladığı “Kızıl 4.  Ordu Parti Karargahı Komünist Parti Deklarasyonu”nda Çin’i birleştirip, Mançu, Moğol, Uygur, Tibet, Miao ve Yao milletlerinin kendi kaderini tayin etme haklarını kabul edeceğini ilan etmiştir.(4)

Mayıs 1930’da Çin komünistleri “Ulusal Sovyet Bölge Temsilcileri Toplantısı”nda onaylanan “Çin Sovyeti’nin 10 Programı”nın 5. maddesinde “milletlerin kendi kaderini tayin etme hakları ilkesi temelinde, tüm azınlık milletlerin tamamen ayrılma ve gönüllü birleşme hakları vardır” denilmektedir.(5) 

Kasım 1931’de Çin komünist partisinin 1. Ulusal Sovyet Temsilciler Toplantısı Hazırlık Komisyonu’nda onaylanan “Çin Sovyet Cumhuriyeti Anayasa Taslağı”nda milletlerin kendi kaderini tayin etme haklarının kesin olarak tanınacağı ve uygulanacağı, Moğol, Uygur, Tibet, Miao, Li, Gaoli gibi zayıf ve küçük milletlerin devletten ayrılma haklarının tanınacağı, onların Çin Sovyet federasyonuna katılma veya ayrılmaya karar vermede tamamen özgür oldukları, kendi otonomilerini kurmaya karar vermede tamamen özgür oldukları ifade edilmiştir.(6) Çin komünistlerinin bu vaatleri Milliyetçi Çin Partisi hakimiyetini devirene kadar devam etmiştir.

B. Çin Komünistlerinin Sözlerinden Dönmesi
1949 yılına gelindiğinde, Çin komünistleri birden bire söylem değiştirmiş, daha önce verdiği vaatlerinden vazgeçmiştir. Önce Çin’deki milletlerin dağılım durumlarının Çin’de federasyon devlet yapısını mümkün kılmadığını ileri sürmüşlerdir. Daha önce dile getirdikleri “otonomi” söylemini ise göstermelik olarak uygulamaya mecbur olmuşlardır. 29 Eylül 1949’da Çin Halk İstişare Toplantısının 1. Genel Toplantısı’nda onaylanan 7 bölüm ve 60 maddeden ibaret “Çin Halk Siyasi Kurulu’nun Ortak Programı”nın 6. bölümünün 50-53. maddeleri Çin Halk Cumhuriyeti’nin milletlerle ilgili politikasını yansıtmaktadır. Ortak programın 50. maddesinde Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisindeki milletlerin eşit olduğu, milletler arasında hakaretin yasaklandığı; 51. maddesinde azınlık milletlerin bulunduğu bölgelerde bölgesel otonomilerin uygulamaya konulacağı; 53. maddesinde azınlık milletlerin kendi dil ve yazılarını geliştirme, örf adetlerini koruma veya ıslah etme haklarına, dini inanç özgürlüğüne sahip olacağı ifade edilmiştir. Bu program 1954 yılındaki 1. Ulusal Halk Temsilciler Mecli-si’nin 1. Toplantısı’nda yapılan “Çin Halk Cumhuriyeti Anayasasına konulmuştur. 

9 Ağustos 1952’de Merkezi Halk Hükümeti “Çin Halk Cumhuriyeti Milli Bölgesel Otonomi Uygulama Programı”nı ilan etmiştir. 7 bölüm ve 40 maddeden ibaret bu programın “1. Bölüm Genel İlkeler” kısmının 2. Maddesinde “Milli otonom bölgeler Çin Halk Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir kısmıdır. Milli otonom bölgelerin otonom organları merkezi halk hükümeti yönetimi altındaki birinci dereceli yerel hakimiyetlerdir üst düzey halk hükümetlerinin yönetimini kabul ederler” denmektedir. 

Bu ifadeye göre, milli otonom bölgeler her hangi bir şekilde Çin Halk Cumhuriyeti’nden ayrılamazlar, kendi kaderlerini tayin etme talebinde bulunamazlar. Ancak merkezde toplanan yetkilerden sonra, belli ölçülerde otonomi yetkilerini paylaşırlar. Çin komünistleri bu kanunla Çin’deki azınlık milletlerin kendi kaderlerini tayin etme haklarıyla ilgili umut ve arzularını yok etmişlerdir. Otonomi hakkı tanınan azınlık milletlerin otonomi yetkilerini kullanmalarını da önemli ölçüde engellemişlerdir. 

Milli Bölgesel Otonom Bölgeleri’nin üst düzey idari yapısı ve kurumların idaresi otonomi hakkına sahip milletlerin üyelerinden oluşturulmuş ise de, siyasi karar verme yetkisi tamamen Çin komünist partisi ve merkezi hükümet kurumlarına aittir. Milli Bölgesel Otonom Bölgeleri’nin yerel siyasi karar yetkisi de bölgedeki Çin komünist partisi grubunun elindedir. Çin komünist partisi örgütünün en üst düzey sorumlusu asla otonomi hakkına sahip milletlerin üyelerinden seçilmez. Çin Devlet Konseyi (Guo-wu-yuan) Basın Odası’nın 26.09.2009’te Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, bir gazetecinin Uygur Otonom Bölgesi’ndeki yönetim kadrosuyla ilgili sorusuna, Çinli yetkililer Han Çinlilerin daha çok parti sekreterliği görevini üstlendikleri cevabını vermiştir. Bu durumda otonomi hakkı tanınan milletlerin gerçek anlamda otonomi yetkilerine sahip olmadıkları anlaşılmaktadır. Çin komünistlerinin amacı sınır bölgelerindeki idari yapıyı istediği gibi ayarlayıp bölgesel yetki bölünmesinin önüne geçmek ve bu suretle tek rejimli devlet yapısını güçlendirmek, azınlık milletlerin Çin’den ayrılma eğilimlerini önlemekti. Çin komünistleri bunun için çok ince bir planla aşağıdan yukarıya doğru milli otonomiler kurdular. 

Mesela Doğu Türkistan sınırları içerisindeki bölgesel otonomileri önce Kazak, Kırgız, Döngen, Moğol, Tacik ve Şiveler arasında paylaştırdılar, sonra Uygurlara otonomi verdiler. Uygurlar Doğu Türkistan genel nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturmalarına rağmen, yerel otonom sistemi içerisinde söz sahibi olamadılar. Çin komünistleri otonom bölgelerde yönetim tabakalarını genişleterek Han nüfusu yerleştirmek suretiyle otonomi hakkına sahip milletlerin gücünü dağıttılar, yetkilerini böldüler. 
Mesela 15 Mart 1954’te kurulan Yanji Döngen Otonom Nahiyesi’nde Döngenlerin genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 32.7; 
25 Mart 1954’te kurulan Çapçal Şive Otonom Nahiyesi’nde Şivelerin otonom bölge genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 28; 
17 Temmuz 1954’te kurulan Mori Kazak Otonom Nahiyesi’ndeki Kazakların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 33; 
10 Eylül 1954’te kurulan Hobosar Moğol Otonom Nahiyesi’nde Moğolların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 58; 
17 Eylül 1954’te kurulan Taşkorgan Tacik Otonom Nahiyesi’ndeki Taciklerin genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 78.10; 
30 Eylül 1954’te kurulan Barköl Kazak Otonom Nahiyesi’nde Kazakların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 31; 
23 Haziran 1954’te kurulan Bayan-gol Moğol Otonom Vilayeti’nde Moğolların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 35; 
13 Temmuz 1954’te kurulan Börtala Moğol Otonom Vilayeti’nde Moğolların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 24; 
14 Temmuz 1954’te kurulan Kızılsu Kırgız Vilayeti’nde Kırgızların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 36; 
15 Temmuz 1954’te kurulan San-ci Döngen Otonom Vilayeti’nde Döngenlerin gene nüfus yapısındaki oranı yüzde 37; 
29 Kasım 1954’te kurulan İli Kazak Vilayeti (oblast)nde Kazakların genel nüfus yapısındaki oranı 53.47; 
1 Ekim 1955’te kurulan Uygur Otonom Bölgesi’nde Uygurların genel nüfus yapısındaki oranı yüzde 75.40 olarak ayarlanmıştır.(7)

Özel belirlenen idari tabakaya otonomi hakkına sahip milletlerin üyelerini değil, daha alt seviyedeki otonomi hakkına sahip milletlerin üyelerini yerleştirdiler. Böylece “yabancıları yabancılarla idare etme”, “nüfus yerleştirmek suretiyle gücü bölme” hedefine ulaşmaya çalıştılar. Çin komünistleri azınlık milletlerin ekonomik kalkınmasına yardım etme bahanesiyle Milli Bölgesel Otonomi Bölgeleri’nin idari yapısının kapsamını genişleterek Han Çinlilerini nakledip otonom hakkına sahip milletlerin bölgedeki nüfus oranını azınlığa düşürmeye çalıştılar.

C. Milli Bölgesel Otonom Bölgeleri Kanunu
31 Mayıs 1984’te 6.Ulusal Halk Meclisinin 2. Toplantısı’nda onaylanıp 28 Şubat 2001’de 9. Ulusal Halk Meclisi Daimi Komisyonunda “Çin Halk Cumhuriyeti Milli Bölgesel Otonomi Kanunu Değiştirme Hakkındaki Karar”a göre düzeltilmiş “Milli Bölgesel Otonomi Kanunu” 7 bölüm ve 74 maddeden oluşmaktadır. Anayasaya göre düzenlenmiş olan bu kanunun 2. maddesinde “Milli otonom bölgelerin tümü Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir kısmıdır” ifadesi tekrar vurgulanmıştır. Bu kanunun 8. maddesinde “Üst düzey devlet organları milli otonom bölgelerin otonom organlarının otonomi yetkilerini kullanmalarını garanti ederler” denmektedir. Bu ifadeye göre, otonom bölgelerde otonomi yetkilerinin kullanılması devlet güvencesi altındadır. Ancak otonom bölgelerin otonomi yetkileri Han Çinlilerinin ellerinde olduğu için bu madde sözde otonomi hakkı tanınmış azınlık milletler için hiçbir anlam ifade etmemektedir. 
Uygur otonom bölgesinde otonom yetkilerinin paylaşımı ve kullanımı ile ilgili açıkça gözüken büyük sorunlar olmasına rağmen, merkezi hükümetin hiçbir denetimi söz konusu olmamaktadır. Uygur otonom bölgesindeki yetki sahibi Çinliler, Sheng Shih-tsai döneminde olduğu gibi, merkezi hükümetten bağımsız hareket etmektedirler ya da merkezi hükümetin gizli plan ve projelerini uygulamaya koymaktadırlar. Çünkü merkezi hükümetin uzun vadedeki planı Uygurları asimile etmektedir. Kanunun 10. maddesinde “Milli otonom bölgelerin otonom organları o bölgelerdeki milletlerin dil ve yazısını kullanma, geliştirme, kendi örf adetlerini muhafaza etme veya ıslah etme özgürlüğünü garanti ederler” denmektedir. Oysa Uygur, Tibet ve Moğol otonom bölgelerinde durum bunun aksını göstermektedir. Mesela İç Moğolistan Otonom bölgesinde Çin komünistleri Moğolları önce yoğun nüfus yerleştirme yöntemiyle asimile etmiş, sonra Moğolca eğitim veren okullar açıp kendi dillerini kaybetmiş Moğol çocuklarına Moğolca öğretmeye çalışmış, bunu komünist partinin lütfü olarak göstermişlerdir. 
Uygur otonom bölgesinde de okullarda Uygurca yasaklanarak Çince eğitime geçilmiştir. Kanunun 11. maddesinde “Milli otonom bölgelerin otonom organları her millet vatandaşlarının dini inanç özgürlüğünü garanti ederler” denmesine rağmen, Uygur otonom bölgesinde dini özgürlükten bahsedilemez. Camiler açık ise de, içeri girip ibadet etmek yasaktır. Bu yasakları cami kapılarına astıkları tabelalarda açıkça görmek mümkündür. Kanunun 17. maddesinde “Otonom bölgenin başkanı, otonom vilayetin yöneticisi, otonom nahiyenin kaymakamı bölgesel otonomiyi yürüten milletin vatandaşlarından olur” ifadesi bulunmaktadır. Milli bölgesel otonom bölgelerinde bu madde göstermelik olarak uygulanmıştır. Çünkü otonom bölge başkanı, otonom vilayetin yöneticisi ve otonom nahiyenin kaymakamları azınlık milletlerden ise de, bunlar komünist parti üyeleri arasından seçildiğinden ve komünist partisi örgütünün yönetimi altında olduğundan, gerçekte hiçbir karar alma yetkileri bulunmamaktadır. 

Dolayısıyla bu madde bir göz boyama niteliği taşımaktadır. Kanunun 20. maddesinde “Üst düzey devlet organının karar, buyruk ve direktifleri milli otonom bölgenin reel durumuna uygun değilse, otonom organı o üst düzey devlet organının onayını aldıktan sonra, pratik olarak uygulamaya koyabilir veya yürütmeyi durdurabilir.” ifadesi yer alır. Bu maddeye göre, merkezi hükümetin Çin’in diğer bölgeleri için uygulamaya koydukları, milli otonom bölgelerin durumuna uygun değilse, otonom bölgeler bunları uygulamaya koymayabilirler. Mesela merkezi hükümetin diğer bölgeler için uyguladığı planlı doğum politikası milli otonom bölgelerin durumuna uygun değildir. Çünkü bunlar adı üstünde azınlıktır. Bunların planlı doğuma ihtiyaçları yoktur, aksine çoğalmaları gerekir. Oysa Uygur otonom bölgesinde planlı doğum politikası acımasızca uygulanmış, Müslümanlarca günah sayılan zorunlu kürtaj uygulamasıyla Müslümanlar rencide edilmiştir. Kanunun 21. maddesinde “Milli otonom bölgelerin otonom organları görevlerini yerine getirirken, o milli otonom bölgelerin otonomi nizamındaki esaslara göre, o bölgede ortak kullanılan bir veya birkaç dil ve yazıyı kullanırlar, görev ifa ederken ortak kullanılan birkaç dil ve yazıyı birlikte kullananlar bölgesel otonomi yürüten milletin dil ve yazısını temel alırlar.” denmektedir. Oysa Uygur otonom bölgesindeki devlet organlarında Uygur dilinin kullanılmadığı, bunun yerine tamamen Çince kullanıldığı herkesçe bilinmektedir. 

Kanunun 23. maddesinde “Milli otonom bölgelerdeki şirket ve meslek kurumları, devletin koyduğu esaslara göre, eleman kabul etmede önce azınlık milletlerden kabul ederler hem de köylerden ve hayvancılık bölgelerindeki azınlık millet ahalisinden kabul ederler.” denmektedir. Uygur otonom bölgesinde ise, durum tam bunun aksidir. Bütün şirket ve meslek kurumlarında öncelik Han Çinlilerinindir. Bunu Devlet Konseyi (Guo-wu-yuan) Basın Odası’nın 26. 09. 2009 tarihli basın toplantısında Milli İşler Komitesi müdürü Yang Jin’in bir gazetecinin Uygur otonom bölgesindeki istihdamla ilgili sorusuna “Dil, örf adet ve kültür farklılığı dolayısıyla Uygurlar az işe alınıyor. Bu gerçektir. Onları eğitmek için program hazırlanıyor” şeklinde verdiği cevap da doğrulamaktadır. Bugün Çin’de işsizlik oranı en yüksek bölgelerin biri Uygur otonom bölgesidir. 

Kanunun 28. maddesinde “Milli otonom bölgelerin otonom organları yasalardaki esaslara göre, kendi bölgelerindeki doğal kaynakları yönetir ve korurlar. Milli otonom bölgelerin otonom organları yasalardaki esaslara ve devletin genel planlamasına göre, o bölgelerdeki açılabilir doğal kaynakları önce uygun bir şekilde açarlar ve ondan yararlanırlar” denmektedir. Bu maddeye göre, Uygur otonom bölgesinde bulunan petrol, doğalgaz, kömür, altın ve diğer doğal kaynaklar bölgeye ait olması gerekir. Ancak durum bunun tam tersidir. Çin’in enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşılayan petrol, doğalgaz ve kömür üzerinde yaşayan Uygurlar Çin’de en yoksul halklardan biridir. Çin’in iç kesimlerinde doğalgaz kullanımı yaygın iken, bazı Uygurlar köylerinde hala yakıt olarak tezek kullanılmaktadır. Kanunun 44. maddesinde “Milli otonom bölgelerin otonom organları planlı doğumu, sağlam doğumu ve iyi bakmayı uygulamaya koyup her millet ahalisinin kalitesini yükseltirler” ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeye göre, planlı doğum politikası her millet ahalisinin kalitesini yükseltmek için uygulanmaya konmuştur. Oysa bu politikayla ulaşmak istenilen hedefin milli otonom bölgelerindeki azınlık milletlerin nüfus büyümesini kontrol altına alıp Han Çinlilerinin nüfusunu büyütmek olduğu gayet açıktır. 

Mesela Uygur bölgesinde bir taraftan Uygur nüfusu kontrol altında tutulurken, diğer taraftan milyonlarca Han Çinlisi bölgeye nakledilmekte, bölgeye gelen Çinliler için doğum sınırlaması konulmamaktadır. Bütün bunlar Çin’de uygulanan milli bölgesel otonomilerin gerçek otonomi olmadığını, sahte olduğunu ve göz boyama niteliği taşıdığını, dünya kamuoyunun anladığı otonomi ile Çinlilerin anladığı otonominin tamamen farklı olduğunu göstermektedir. Nitekim Devlet Konseyi (Guo-wu-yuan) Basın Odası’nın 26. 09. 2009 tarihli basın toplantısında Çinli yetkililer Çin’de uygulanan otonominin ne milli otonomi, ne yerel otonomi olduğunu açıkça dile getirmişlerdir. Oysa Uygurların istedikleri otonomi bu değildi. Şubat 1951’de Çin komünist Partisi Kuzeybatı Bürosu Milli İşler Komitesi’nin direktifi doğrultusunda Doğu Türkistan’a “fikir alma ve araştırma anketi” gönderip Uygurların Çin komünistlerinden beklentilerini sormuştu. Anketin “Şincan halkının otonomi ve halkların birlikteliğine olan tepkisi nasıldır” maddesindeki, “bize verilen otonomi ne tür bir otonomi olması gerek?” sorusuna Uygurların verdiği cevap: “Bize verilen otonomi Çin Halk Cumhuriyeti sistemi içerisindeki otonom cumhuriyet olmalıdır. Otonom cumhuriyet Çin devlet armasını ve devlet bayrağını kullanmalı, ama devlet armasına otonom cumhuriyetin adı yazılmalıdır. Otonom cumhuriyetin askeri işleri ve diplomasisi Çin Halk Cumhuriyeti   merkezi halk hükümetinin idaresinde olmalıdır. Otonom cumhuriyet sınırları içerisinde bulundurulacak ordu yerlilerden oluşturulmalıdır, emniyet kısımları da yerli halktan teşkil edilmelidir. Eğitim ve kültürde Sovyetler Birliği’ndeki cumhuriyetler ile doğrudan ilişki kurma yetkisi verilmelidir. “Şincan” adı bırakılıp “Tiyanşan” veya “Türkistan” adı kullanılmalıdır.” şeklin de olmuştur.(8)

Bundan anlaşılıyor ki, Uygurların istediği otonomi bugün dünyanın diğer bölgelerinde uygulanan gerçek anlamdaki otonomidir. Ancak Çinliler gerçek otonomi ile bağımsızlığa aynı şey diye baktıkları için, azınlıklara gerçek otonomi değil, sahte otonomiyi reva görmüşlerdir. Gerçek otonominin ayrılıkçıları cesaretlendireceği, bağımsızlık taleplerini güçlendireceği, sonunda Çin’in parçalanacağı endişesiyle gerçek otonomi taleplerini hoş karşılamamaktadırlar. Dalay Lama’nın hakiki otonomi talebi böyle bir endişeyle reddedilmektedir. Aynı endişelerle insan hakları hiçe sayılmakta, gerçek otonomi veya bağımsızlık fikrini aklından geçirenler dahi acımasızca imha edilmektedir. Yine bu endişelerle otonom bölgelere yoğun bir şekilde Han nüfusu kaydırarak azınlıkları kendi bölgelerinde azınlığa düşürmeye, pasifize etmeye ve nihai olarak asimile etmeye çalışmaktadırlar. Dolayısıyla azınlık milletlerin önünde asimile olmaktan, yok olmaktan başka seçenek bırakılmamıştır.

-Mao Zedong’un Erken Dönemdeki Eserleri (6. 1912 –1920), Hunan Neşriyatı, Changsha, 1990. Ona göre, Çin komünistlerinin Moğolistan, Doğu Türkistan, Tibet ve Qinghai halkının otonomi haklarını, kendi kaderini tayin etme haklarını elde etmelerine yardım etme sorumluluğu vardı. Eyaletlerin otonom olmaları Çin’in sonsuza dek parçalanmasına yol açmaz, aksine sonunda bir federe devlet yapısını oluşturacaktı.

-“Etnik Meselelerle İlgili Evraklar” , Çin Komünist Partisi Merkezi Parti Okulu Neşriyatı, Pekin, 1991, s. 15-16

-“Sun Zhongshan Eserleri”, Çin Neşriyatı, Pekin, 2000.

-“Etnik Meselelerle İlgili Evraklar”, s. 96 -“Etnik Meselelerle İlgili Evraklar”, s. 119 -“Etnik   Meselelerle    İlgili    Evraklar”,   s.    123-124 -Şincan Uygur Özerk Bölgesi Bazı Araştırma Materyalleri”, 1956

  • 1024 defa okundu.