Rahmi TURAN
Gazeteci –Yazar
Hürriyet Gazetesi

TÜRK'ÜZ dedik çekip vurdunuz, Bizi vurup bizden hesap sordunuz, Ölümden öteye köy mü kurdunuz? Korkumuz yok, korkumuz yok sizden.

Yukarıdaki dizeler Çin işkencesi altında inleyen Doğu Türkistanlılarla birlikte dünyadaki bütün Türklerin dramını anlatıyor.

Binlerce yıllık Türk yurdu Doğu Türkistan yine Çin zulmü ile kan denizine döndü. Bir haftadan beri masum insanlar öldürülüyor ama dünya bu vahşete şaşılacak derecede sessiz.
Hani, insanlık nerede? Hak ve adalet nerede? Birleşmiş Milletler diye bir örgüt vardı... Sahi o nerede?

Vicdan sahibi herkes şöyle düşünüyor: Çifte standartlı Batı ülkelerinin seslerini yükseltmeleri için ölenlerin ille Amerikalı ya da Ermeni filan mı olması lazım?

Geçen pazar günü Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'deki bir işyerinde sivil Çinliler tarafından vahşice öldürülen Uygur Türkleri'ne karşı uygulanan kanlı linçi protesto etmek için sokaklara dökülen UygurTürkleri bu defa devlet kuvvetlerinin hain saldırısıyla karşılaştı. Sözde olayları yatıştırmak için bölgeye gelen Çin Güvenlik Kuvvetleri, katillerle bir olup dört bir yandan silahsız Uygur Türkleri'ne hücum edince olaylar büyüdü.
 
Bugün, olayların sekizinci günü... Vahşet devam ediyor, dünya sessiz! Gök bayrak şimdi kan ağlıyor. Doğu Türkistan bayrağının şekli bizim ay-yıldızlı bayrağımızın aynısı... Yalnız rengi kırmızı değil, gök mavisi...

2002 yılı verilerine göre bölgenin Türk-Müslüman nüfusu 43 milyon 210 bin 802. Gerçekte Doğu Türkistan-Batı Türkistan diye bir ayrım yoktur. Türkistan bir bütündür ama binlerce yıllık tarihi Türk toprağı Ruslar, Çinliler ve Afganlar tarafından işgal edilerek üçe bölünmüştür.

Rusya'nın işgal ettiği 4 milyon kilometrekarelik (Türkiye'nin yaklaşık 5 misli büyük olan) bölgeye Batı Türkistan denildi. Doğuda kalan ve 1.6 milyon metrekare yüzölçü-mündeki (Türkiye'nin iki katı) topraklara Doğu Türkistan adı verildi. Şu anda kanlı olayların yaşandığı bölge burasıdır.

Daha küçük olan Güney Türkistan da halen Afgan işgali altındadır. Böylece üçe bölünen Türkistan'ın sadece batısı, Sovyetler'in dağılması sonucu Türki cumhuriyetlerin kurulmasıyla, nispeten özgürlüğe kavuştu.

Çin hükümeti, dünya kamuoyu nezdinde kendisine haklılık payı çıkarmak için kanlı olayların, Amerika'da sürgünde bulunan "Uygurların Anası" olarak anılan kadın lider Rabia Kadir'in kışkırtması sonucu ortaya çıktığını, gerçek amacın ise "bölücülük" olduğunu iddia ediyor. Oysa olayların gerçek sebebi, Çin Hükümeti'nin, Doğu Türkistan'ın nüfus yapısını değiştirmek için milyonlarca Çinli göçmeni bölgeye göndermesidir.Çin yönetimi, bölgeyi bir "Çin toprağı" haline getirmek için öz yurtlarında esir hayatı yaşayan Uygur Türkleri'ni bu topraklardan sürmek için bahaneler yaratmaya çalışıyor.

Son katliamın altında yatan gerçek budur. Birçok Türkistan kentinde binlerce Uygur Türkü zorla evlerinden, yurtlarından koparılıp, bilinmeyen yerlere naklediliyor, bu arada tamamı silahsız olan protestocular ya kurşunlanıyor ya da sivil Çinliler tarafından vahşice linç ediliyor.

  • 646 defa okundu.