Mehmet Emin BUĞRA 
Çeviri:   Gökbayrak
 
Hıristiyan misyonerlerinin bunun gibi uydurmaları Mısır, Suriye, Türkiye, Tunus ve Fas gibi Orta Doğulu ve Kuzey Afrika tarihçilerinin eserlerinde çokça bulunur. Moğol devleti zamanında Rum papazları Moğolistan'a birkaç kez misyoner göndererek Cengiz Han'ın çocuklarını ve Türk kabilelerini Hıristiyanlığa çekmek için gösterdiği çabalarının sonuçsuz kaldığı Avrupa tarihçilerinin söz birliği ile ortaya koyduğu bir konudur. Markopolo da Rum papazı tarafından Moğolistan'a gönderilen bir keşiş idi. Bu kişi Moğolistan ve Çin'e giderek bir dönem Kubilay Han'ın yanında mevki de elde etmiştir. 25 yıl Moğolistan ve Çin'de Hıristiyanlığı yayma çabasında bulunmuşsa da hiçbir sonuç elde edemeyip seyahatnamesini yazarak geri dönmüştür. Avrupalının her söylediği sözü gerçek olarak kabul eden bazı günümüz Doğu tarihçileri yukarıda bahsedilenlere hiç araştırmadan kitaplarında yer vermişlerdir. Oysa daha önceki Hıristiyan yazarların ve günümüzdeki misyonerlerin Türk ve İslam camiası hakkındaki uydurmalarını incelemeden onaylamanın zamanı geçmiştir. Günümüzde her şey incelenir, araştırılır olmuştur.
Moğol hükümeti döneminde Hıristiyan papalarının yaptıkları çalışmaları hakkında Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan Genel Tarih'ten bir bölüm sunacağım:
Cengiz Han'ın yasalarına son derece bağlı olan çocukları yönetimi altındaki insanların düşünce özgürlüğüne hiç karışmamıştır. Etrafında Müslüman, Hıristiyan, Budist, Şaman ve diğer mezheplere tabi olan kimseler bulunmuşlardır. Onlara her şeyde eşit davranırlardı. Bir dönem Rum papazları peş peşe misyoner göndererek Moğol devletini Hıristiyan yapmak için girişimde bulunmuş ve haçlı seferlerinde ulaşamamış Müslümanları mağlup ederek zulmetmekten ibaret olan emellerine bu şekilde ulaşmayı hayal etmişlerdir. Ancak Cengiz Han'ın torunlarından birkaç kişi ve eşlerini Hıristiyanlığa çekmeyi başarmış olsa da çabaları sonuçsuz kalmıştır. Çünkü Cengiz Han imparatorları papazların elinde oyuncak olmayı aklına bile getirmemişlerdi. Moğol imparatorluğuna tabi bölgelerden Çin hariç hepsinde İslamiyet en etkin tesire sahipti. Altın Ordu hanları,
 
Çağatay hanedanı ve İli Hanlar Müslüman olunca diğer Türk kavimleri de İslamiyet'e girdiler. Kara Hıtayların Devlet Yapısı Kara Hıtaylar uzun dönem Çin'de yaşadıkları için resmi işlerinde Çince kullanmışlardır ve devlet yönetimindeki çoğu isim Çince idi. Ancak hükümdarların unvanı Türkçe Gürhan idi.
Askeri işler doğrudan Gürhan'a bağlıydı. Komutanların yönetimindeki asker sayısı 100'ü geçmezdi. Gürhan, korumasındaki yerel beyliklerin iç özgürlüğüne saygı göstererek geçmiş bölümlerde defalarca dile getirilen Türk devletleri geleneğine uymuştu. Maliye düzeni Çin'de uygulanmakta olan düzen ile aynı olup her ailenin her yıl devlete belli miktarda vergi verme zorunluluğu vardı. Bu düzen Orta Asya'da daha yakın zamana kadar devam etmiştir. Halk dini ve sosyal yaşamında özgür olup, devlet bunlara karışmazdı. Tüm dinler serbestti. Batı Türkistan ve Doğu Türkistan'da (Kuçu, Beşbalık, Kumul, Kingit'teki Budist Uygurlar ve Terim, Çerçen bölgelerindeki Budist Sarı Uygurlar hariç) Müslümanlar yaşardı. Ancak Aral Gölü civarındaki küçük bir kabile Hıristiyan Nesturi mezhebindeydi. O bölgede de Müslümanlar çoğun¬luktaydılar, islam ilimleri ve medeniyetindeki gelişme Kara Hıtay döneminde de Karahanlılar dönemindeki düzeyini koruyabilmişti. Balasagun, Kaşgar, Hoten, Barsigan, Talaş, İlibalık ve Batı Türkistan'da büyük alimler yetişmiştir ve meşhur kitaplar yazılmıştır. Arap edebiyatı konusundaki Miftahululum kitabının yazarı İmam Yakub Yusuf el Sekkaki Balasagun alimlerindendi. Hanefi mezhebinin en muteber kitaplarından olan Hidaye'nin yazarı da Ebul Hasan Burhanuddin Mergilanili alimlerinden olup en doğru fetva kitabını yazan İmam Kadıhan da Özkentli idi. Bu iki zat Kara Hıtaylar döneminde yetişmiş islam alimlerindendir. Kara Hıtaylar döneminde Doğu Türkistan'da yaşayan Müslümanlar sayıda olduğu gibi medeniyet bakımında da diğerlerinden üstün durumdaydılar, işte bundan dolayı Doğu Türkistan'da gerek Kara Hıtaylar döneminde, gerek Moğol döneminde islam medeniyetinin diğer din ve medeniyetlere nazaran daha üstün durumda olduğunu tarih sayfalarında görmekteyiz.
Devamı gelecek sayıda olacaktır.

  • 804 defa okundu.