Aydın Menderes
Gazeteci-Yazar
Tercüman Gazetesi

BİR dava savunulacaksa bunun için önce doğru kelimeler, tabirler ve kavramlar seçilmelidir. Uygur Türkleri’ne sahip çıkacaksak onların yaşadığı bölgeye Çince Sincan yerine Doğu Türkistan dememiz gerekir. Türkiye’de bunu resmi mercilerin yapıp yapmaması ayrı bir konudur. Ama Uygurlar hakkında yüreği titreyen her vatandaşımız Uygurların vatanından Doğu Türkistan diye bahsetmelidir.

Başbakan Erdoğan’ın Doğu Türkistan’da meydana gelen Çinlilerin son vahşetine karşı çıkmasını kutluyorum. Soykırım tabirini kullanması da gayet doğrudur. Uygurların anası denilen Rabia Kadir’in Türkiye’ye gelmesi için verilen vize son derece de isabetlidir. “Çin’e bu kadar karşı çıkarsak küçük düşeriz” veya “bu durum çıkarlarımıza ters düşer” diyenler ise bu sözleriyle yapayalnız kalacaklardır. Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Çin Dışişleri Bakanının Pazar günü bu konuyla ilgili olarak yaptıkları konuşmanın 1 saat 20 dakika sürmüş olması bunun delilidir. Bu sefer rüzgar başka türlü esmektedir ve Türkiye buna kayıtsız kalamaz.
Aksine Türkiye bu durumdan kendisi için görev çıkartmalıdır. Bu konuda ciddi ve önemli adımlar atmalıdır. İnisiyatif kullanmalıdır. Pazartesi günü de yazdım. Türkiye derhal Orta Asya’daki diğer Türk Cumhuriyetlerini ve Moğolistan’ı harekete geçirmelidir. Çin’in katliamına karşı Uygurlar’a sahip çıkmak Türk Cumhuriyetleri’nin ortak ve etkili tavrı haline gelmelidir. Rusya’nın buna başta tepkisi olsa da bu aşılır. Bunun yerine Türk Cumhuriyetlerinin bu konudaki kesin tutumu başta Rusya olmak üzere ABD ve AB’nin de Çin’e etkili bir şekilde karşı çıkmasını temin eder.

Doğu Türkistan prizması
BURADA da durmamalıyız. Doğu Türkistan’daki katliamı bir prizma olarak görüp bunu neleri ayrıştırıp ortaya çıkardığına bakmalıyız. Uygurlar Çin’in katliamına maruzdur ve Doğu Türkistan Çinliler’in işgali altındadır. Diğer taraftan Orta Asya ve Kafkaslar’da olup Rusya’nın egemenliği altında kalan devletlerin ve halkların durumu Uygurlara göre nispeten daha iyi olsa da bu onlar için yeterli değildir. Maalesef eski Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından günümüze kadar geçen 20 yıl içerisinde Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetlerinin Rusya’ya karşı ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan daha az bağımlı hale gelmeleri sağlanamamıştır. Türkiye’nin bir Türk Cumhuriyetleri politikası olamamıştır. Doğu Türkistan’daki son olaylar Rusya cephesindeki durumu da açığa koymaktadır. Türk Cumhuriyetlerinin özellikle son zamanlarda Rusya’ya giderek daha bağımlı hale geldiğini Türkiye görmemezlikten gelmemelidir. Gerçekleştirilmesi gereken Rusya ile Türk Cumhuriyetleri arasında adil ve simetrik bir ilişkidir.

  • 795 defa okundu.