10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü 

Doğu Türkistan toprak büyüklüğü ve nüfus büyüklüğü bakımından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır. Ve 59 yıl önce bağımsız bir devlete sahip iken, günümüzde insan hakları ihlalleri açısından dünyanın bir numaralı ülkesi Çin tarafından işgal edilmiş durumdadır.
Böyle büyük bir ülke yeryüzü üstünde karanlık bir gölge gibi durmaktadır. Çin Doğu Türkistan’da 35 milyonluk Müslüman Türk nüfusunu yok etmeye, tarih sahnesinden silmeye çalışırken, bu büyük toprak parçasını dünya kamuoyuna kapatmıştır. Doğu Türkistan halkının haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasının ötesinde, dünya kamu oyununda Doğu Türkistan’dan haber almasını engellemektedir. İnsan hakları örgütlerinin bile raporlarında sadece tahminlere yer vermesi, ülke hakkında sağlıklı bilgilere ulaşamaması Doğu Türkistan halkı üzerindeki baskının en açık delilidir. Çin hiçbir uluslar arası örgütün bölgeye girmesine, araştırma yapmasına izin vermeyerek suçlarını itiraf etmiş olmaktadır.
Çin, dünya kamu oyuna kapattığı Doğu Türkistan’da dünya tarihinin en büyük insanlık suçlarından birini işlemektedir. Her türlü düşünce özgürlüğünü, barışçıl hak arayışlarını ve uygulamalara olan tepkileri “terörizm” olarak görmekte, 35 milyon Doğu Türkistan halkına terörist muamelesi yapmaktadır. Terörizmle mücadele adı altında “sert darbe” adını verdiği kampanyalar düzenlemektedir. On binlerce Doğu Türkistanlı gözaltına alınmakta ve adil olmayan gizli yargılamalar neticesinde yüzlercesi idam edilmektedir. Çin günümüzde siyasi suçlardan idam cezasının uygulandığı tek ülkedir.
Çin, Doğu Türkistan’ın bütün öz kaynaklarını sömürmektedir. Ülkemize Çin’li göçmenler getirerek yerleştirmekte, Yüksek olan Doğu Türkistan’daki işsizlik oranı, göçmenler nedeni ile günden güne artmaktadır. Çin, Doğu Türkistan’lıları açlık ve sefalete terk etmektedir.
Zorunlu aile planlaması, kürtaj ve ekonomik baskılar şeklinde uygulanan Doğu Türkistan’lı nüfusunun artmasını önleme girişimlerine, son yıllarda çağımızın vebası olan “AİDS” hastalığı da eklenmiştir. Çin, AİDS in Doğu Türkistan’lılar arasında yayılmasına göz yumarak, AİDS gibi bir hastalığı da soykırım silahı olarak kullanmaktadır.
Din, milli kültür üzerinde uygulanan baskılar her geçen gün artarak devam etmektedir.
Çin Doğu Türkistan içinde uyguladığı baskıyı ülke toprakları dışına taşımıştır. Özellikle komşu ülkelere mülteci olarak sığınan, Birleşmiş Milletlerin Mülteci olarak kabul ettiği Doğu Türkistan’lılar, bizzat Çin’li görevlileri katıldığı operasyonlar ile tutuklanmakta ve Çin’e götürülmektedir. Çoğu siyasi suçlardan yargılanmakta ve idam edilmektedir.
Çin’in insan hakları ihlalleri bir basın toplantısında anlatılmayacak ve hatta binlerce sayfalık raporlara sığmayacak kadar çoktur. Her yıl yayınlanan insan hakları raporlarında eskilere yeniler eklenerek bu liste gittikçe kabarmaktadır.
Öncelikle Çin hükümetine seslenmek istiyoruz. Doğu Türkistan topraklarından en kısa sürede çekilmeli, işgal durumuna son vermelidir. İnsanlık onurunu hiçe sayan baskı ve zulüm politikası ile Doğu Türkistan’ı elinde tutması, Doğu Türkistan halkını yıldırması mümkün değildir.
Bağımsız insan hakları örgütlerine, Birleşmiş Milletlere ve diğer ülke yöneticilerine sesleniyoruz. Dünya medeniyet tarihinin mimarından olan ve günümüzde yok edilmeye, asimle edilmeye çalışılan, tarihin en büyük etnik soykırımına maruz kalan Doğu Türkistan halkının sesine kulak verin. Çin Halk Cumhuriyeti üye olduğu Birleşmiş Milletlerin ilkelerine uygun davranmaya, taraf olduğu uluslar arası sözleşmelere uymaya zorlanmalıdır. Bütün bunlar Çin’in ekonomik,siyasi ve askeri gücü göz önüne alınmadan, insan olmanın gereği olarak uygulanmalıdır.
Biz Doğu Türkistan’lılar mücadelemize barışçıl yöntemler ile hedefimize ulaşana kadar devam etme azim ve kararlılığındayız. Bu konuda tüm insanlığı bize destek vermeye ve yanımızda olmaya davet ediyoruz. 

  • 736 defa okundu.